Medya Okuryazarlığı Neden Önemlidir?

Günümüzün çok kullanılan fakat tam olarak anlaşılıp hakkı teslim edilmeyen kelimelerinden birisi olan ”medya okuryazarlığı” hakkında genel bilgi sahibi olmak ve medyayı doğru kullanmak konusunda nasıl bilinç kazanabiliriz?

Türk Dil Kurumu’nun güncel sözlüğünde medya kelimesinin karşılığı ”iletişim olanakları/ iletişim araçları” olarak belirtilmiş, Latince ”medium” sözcüğünden türeyen kelimenin orijinali de ”araç” anlamına gelmekte. Toparlayacak olursak kelimeyi günümüz anlamında ”iletişimde kullanılan her türlü araç” olarak niteleyebiliriz.

Medya okuryazarlığına gelecek olursak ”temel olarak medya okuryazarlığı çeşitli biçimlerde mesajlara ulaşma, analiz etme, değerlendirme ve iletme yeteneğidir.”

media-shutterstock_123732487_800x474

İnsanlık, iletişim teknolojilerinin gelişimi ile paralel olarak gelişmiş sayılabilir. Tarihsel süreçlere baktığımızda hem kişisel hem kitlesel ilişkilerde hem de devletler için iletişim ağının ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

İnsanların yaşam şekilleri ve toplumsal değerler dönemsel olarak iletişim araçlarına göre değişim göstermiş. Bu araçlar aynı zamanda devletler için halka seslenişin bir yolu olmuştur. Özellikle kitle iletişim araçlarının gelişimi toplumsal yapıda büyük değişikliklere neden olmuş ve farklı ülkelerdeki geleneksel toplum yapıları bu teknolojiler sebebiyle değişime uğramıştır.

medya-e1525883170736

Kitle medyasının geliştiği ilk dönemlerden itibaren bu alanda çalışan insanlar her zaman ”Medya insanlara ne yapıyor?” sorusu üzerinde durmuştur. Kültür bilimleri çalışmalarında eski bir model olarak kalan sistem, bizim ülkemizde hala bu şekilde devam etmektedir. İşte tam da bu yanlışı düzeltmek adına kültür bilimi çalışmacılarının modernite sonrasında üzerinde durduğu asıl soruyu kendimize sormalıyız:

”İnsan medya ile ne yapar ?”

Hiçbirimiz verilen her bilgiyi aynı şekilde özümseyen, herhangi bir süzgeç mekanizması olmayan canlılar değiliz. Eski bir düşünüşe saplanıp yalnızca medyanın insan üzerindeki etkileri hakkında düşünmek, yayın organlarının sunduğu her şeyi aynen aldığımız varsayımına dayanmaktadır. Tam da burada devreye giren medya okuryazarlığı kavramı insanın medya yayınları ile ne yapacağını, kendisinin ihtiyacının ne olduğunu ve medyayı nasıl kullanması gerektiğini kendisine sorması ve kendisi için en uygun ve gerekli aynı zamanda etkili şekilde medyayı kullanmasıdır.

Ünlü kültür bilimci ve kültürel çalışmaların kurucularından Raymond Williams ”teknolojik aletlerin aktardıkları içerikten sorumlu tutulamayacağını” ifade eder. Her yerde maruz kaldığımız medyanın bizi zehirlediği ve düşmanımız olduğu algısı doğru değildir. Her zaman en gerekli içerikleri üretmeyen medya yayınları da en nihayetinde bir noktada kendilerinden istenileni vermektedir. Bizim yapacağımız şey bunlardan kendimiz için en faydalı olanlarını seçmek ve aktarılan bilgilere şüpheci ve araştırmacı bir gözle bakmaktır.

wordle2-for-110k

Yaşadığımız çağda medyadan kaçmak veya uzak durmak gibi bir seçeneğimiz yok çünkü; hepimiz medya organları ile çevrelenmiş şekilde yaşıyoruz. Zaten bundan kaçmamıza da gerek yok. İletişim bizim düşmanımız değil, doğru kullanmasını bildiğimiz takdirde yakın bir dostumuzdur. Yapacağımız veya yapmamız gereken tek şey; bilgilerin teyidi konusunda gerçekçi davranmak, ihtiyacımız olanı almaya çalışmak ve araştırmacı olmayı bir yana bırakmamaktır.

Her şeyin olduğu gibi medyanın da iyi ve kötü yanları vardır. Hangisiyle yüz yüze geleceğimizi seçmeye çalışmalıyız.

Özgün İçerik: Rabia Gül Yazar

Rabia Gül Yazar

İstanbul \ Türk-Alman Üniversitesi / Kültür ve İletişim Bilimleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir