Maslow’la 5 Adımda Mükemmel Yaşa!

mukemmel_yaşa

Maslow teorisi veya ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi, ABD’li psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş bir insan psikolojisi teorisidir.

Maslow teorisi, insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha ‘üst ihtiyaçlar’ı tatmin etme arayışına girdiklerini ve bireyin kişilik gelişiminin, o an için baskın olan ihtiyaç kategorisinin niteliği tarafından belirlendiğini söz konusu etmektedir. Maslow’un kişilik kategorileri kendi aralarında bir dizilim oluştururlar ve her ihtiyaç kategorisine bir kişilik gelişme düzeyi karşılık gelir. Birey, bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.

[ad name=”Google Adsense”]

               3. Fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku vb.)

Kişinin ilk gidermesi gereken ihtiyaç kuşkusuz fizyolojik ihtiyaçlardır.  Bu nedenle dengeli beslenme, düzenli spor, uyku düzeni, cinsel yaşam gibi günlük koşuşturmalarınız arasında ihmal ettiğiniz  ihtiyaçlarınıza biraz kulak vermeniz gerekiyor.  Bahsettiğim şey aslında sabah işe giderken köşe başındaki seyyar satıcıdan aldığınız açmalar, poğaçalar; hep kaydolacağınız ama hep ertelenmek zorunda kalan spor salonu; saat 12’de elinde telefon yatağa girip 2’de gözlerini ancak kapatıp sabah olunca da alarmı 5 dk., 5 dk. ertelemek ya da cumartesi gecesiyle sınırlanan sevişmeler…

              2. Güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği)

İkincil olarak doyurulması gereken ihtiyacınız güvenliktir. Güvenlik denildiğinde aklımıza ilk olarak fiziksel güvenlik gelmekle beraber bu madde aslında çok yönlü bir ihtiyaçtır. İş garantiniz, çevrenizden maruz her türlü şiddet (mobbing, fiziksel, dijital), ihtiyaçlarınızı karşılayabilme kaygısı, sağlık kaygıları, özel alanınızın ihlali ve daha sıralanabilecek onlarcası… Daha güvenli bir hayatın daha huzuru da beraberinde getireceği su götürmez bir gerçek.

             3. Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)

Ah, o ihmal edip sitem yediğiniz aileniz, buluşmak isteyip ertelemek zorunda kaldığınız arkadaşlarınız, ekildiği için haklı tripleriyle boğuştuğunuz sevgiliniz… Unutmayınız ki siz göstermediğiniz sürece onlar sizin zihninizi okuyamaz; onları ne denli sevdiğinizi anlayamazlar. Onlara ayıracağınız kısacık bir vaktin bile moralinizi nasıl yükseltliğini bir anımsayın. Hala ikna olmadınız mı? O zaman bir Behçet Necatigil şiiri benden size gelsin: Sevgilerde.

             4. Saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı)

Saygı. Tavsiyem kendinizden başlamanız. O kendini beğenmiş patronunuzun size öyle davranmaya hakkı yok. Sizin de trafikte öndekine küfretmeye, evet, İstanbul trafiği de buna dahil… Bir unutmayın daha, insanların size nasıl davranacağını siz belirlersiniz. Evet, siz! Deneyin, veba gibi etrafınıza nasıl saygı bulaştırdığınıza siz bile şaşıracaksınız.

5. Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü)

İşte mükemmel hayat yolunda son adım! İşinizi öyle aşkla yapın ki fark yaratın. Korkmayın, tüm marifetinizi gösterin. Marifet iltifata tabidir! Tabi işimde fark yaratacağım derken başkalarıyla yarışmamak da gerekir, neticede hırsın kimseye fayda sağlamayacağını gayet iyi biliyoruz. Erdemli bir şekilde problem çözme becerimizi sonuna kadar sömürerek sadece işte de değil tüm hayatımızı güzelleştirebilir hatta içine bir tutam yaratıcılık katarak dezavantajları avantajlara çevirebiliriz.

Şimdiye kadar hep değiştirmeniz gerekenlerden bahsettik sizlerle ancak hayat ne yazık ki o kadar da basit değil. Bir de hiç değiştirme şansımız olan şeyler var. Eee, bu durumda ne yapıyoruz? Son aşamada mükemmel hayattan vaz mı geçiyoruz? Hayırrrr, dediğinizi duyar gibiyim. Elbette hayatta her şey istediğimiz gibi olsun isteriz. Kim istemez ki? Ancak daima mümkün olmaz bu. Ve bize düşen kabullenmektir.

Son olarak bir de ön yargılar yüzünden kaybedilen insanlar, köşesinden dönülen fırsatlar var ki sormayın gitsin. O uyuz dediğiniz kişi aslında tam anlamıyla sizin ruh ikiziniz olabilir. Siz dışarıdan nasıl göründüğünüzü biliyor musunuz? İnsanlar ve durumlar hakkında yargıya varmadan ikinci bir kez düşününün derim.

Tebrikler! Mükemmel bir hayata sahipsiniz. Zannediyorsanız ki başkaları daha güzeline sahip yanılıyorsunuz, öyle görünüyordur o dışarıdan. En azından Maslow böyle söylemiş 😉

[ad name=”HTML-3″]

Dilek Kebapçı

Anti-tez de teze dahil...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir