Logoterapi ve Kurucusu Victor Emil Frankl

Logoterapi, insanın hayattaki anlamını bulma çabasıdır. Logoterapinin, uygulamadaki canlı örneği Viktor E. Frankl’dır. Dolayısıyla, logoterapiden bahsetmeden önce Frankl’a değinmekte fayda var.
1905 yılında Avusturya’da orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Huzurlu, mutlu ve sakin bir evde büyümüştür. Tıp öğrenimini tamamlamıştır. Nöroloji ve psikiyatride uzmanlaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nı görmüş ve sıkıntılarını yaşamıştır. Bu dönemde Freud’u takip etmeye ve onunla mektuplaşmaya başlamıştır. Daha sonra ise Adler’in “bireysel psikoloji” yaklaşımına yönelmiştir.
Onun her zaman merak ettiği, insan zihninin sınırlarıydı. Neden hayatta olduğumuz, ne gibi bir amacımız olduğu üzerinde sürekli kafa yormuştur. Bu merak ettiği konulardan hareketle onun varoluşçuluk akımına ilgisi olduğunu söyleyebiliriz.
Mesleğinde ilerlemeye devam ettiği sıralarda acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı. O acı gerçek, Hitler’in Yahudileri toplama kampına göndermesiydi. Ağabeyi, Naziler tarafından yakalanıp toplama kampına gönderilmişti. Bunun üzerine kendisi de yakalanmamak için Birleşik Devletler’den vize istedi. Vizesi kabul edildi fakat o geride anne ve babasını bırakmak istemedi. Onların yanında kalmayı tercih etti ve kaldı da.

1942’de eşi, annesi ve babasıyla birlikte toplama kampına gönderildi. Babası açlıktan, annesi ise gaz odasına gönderilmesi dolayısıyla yaşama veda etti. Frankl ise dört toplama kampından sağ çıkmayı başarmıştı. 1945’te özgürlüğüne kavuştu. Bergen-Belsen’e gönderilen eşi de özgürlüğüne kavuşmuş fakat artık özgür olanların yarattığı izdihamda yaşamını yitirmiş ve Frankl’a kavuşamamıştır.

kjhg_790x445

Toplama kampında olduğu süre zarfında kendisini derin düşünmeye vermiş ve merak ettiği konular üzerinde kafa yormuştur. Çevresinde bulunan insanları gözlemlemiş ve hayattaki amaçlarını, kampta olmalarına rağmen ne düşündüklerini anlamaya çalışmıştır. Gözlemleri sonucunda; artık hayattan bir beklentileri kalmayan, hayatlarının eskisi gibi olmayacağını, kamptan kurtulamayacağını düşünen insanların ölümü kolaylıkla kabullendiğini, kısa sürede yaşama veda ettiklerini ve yaşamak için çaba harcamadıklarını fark etmiştir. Bunun üzerine kendisini neden hayatta olduğu ve neden kamptan çıkmak istediği üzerine düşünmüştür. Hayattaki amacını önce eşine kavuşma hayaline bağlamıştır. Fakat eşi öldüğünde ise aslında hayattaki amacının bu olmadığını anlamıştır. Aslında onu hayata bağlayan şey, eşine duyduğu sevgiydi. İşte, sonunda hayatının anlamını bulmuştu.

Ona göre, insanın hayatta bir anlamı yoksa ya hayatı sona yaklaşmış ya da sonlanmış demekti. Bu yaklaşıma, logos (Yunancada anlam demektir.) ve terapi kelimelerinin birleşmesinden oluşan Logoterapi adını vermiştir. Kişi, hayattaki anlamını üç yoldan biriyle bulabilir. Bu yollar;

  • Bir eser yaratmak ya da bir iş yapmak
  • Bir insanla etkileşime girmek
  • Son olarak ise acıya karşı bir tavır geliştirmek

Frankl ise bu yollardan üçüncüsü aracılığıyla yaşamındaki anlamı bulmuştur.

Peki, siz hayatınızın anlamını hangi yolla buldunuz?

Özel İçerik: Meryem Yüksel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir