Küreselleşmeye Yatırım: Yeni İpek Yolu Projesi

Dünya siyasi tarihinde çoğu zaman dünya liderliğine soyunmak isteyen, tabiri caizse mahalledeki hayasızca hareketlere bürünen, ülkeler olmuştur. 1500’lerde bu ülke Portekiz, 1600’lerde Hollanda, 18. ve 19. yüzyıllarda İngiltere, 20. ve 21. yüzyıllarda ise Amerika bu koltuğun sahibi olmuştur. Aynı zamanda bu hegemon ülkelerle bilim, teknoloji, sanayi, ekonomi gibi alanlarda rekabete giren, mücadele eden ve otoritesini sarsmaya çalışan başka devletler de tarih sahnesinde baş göstermiştir. Bugünkü konjonktürde ABD’nin en büyük rakibi Rusya Federasyonu olarak görünse de aslında saman altından su yürüten ve adı artık daha fazla dillendirilmeye başlanan başka bir ülke daha var: Çin Halk Cumhuriyeti.

Özellikle Trump’ın “Önce Amerika (America First)” politikasının öncülerinden olan, başkanlık seçim kampanyalarını yürüten, eski GoldmanSachs yöneticisi ve Beyaz Saray baş stratejisti Steve Bannon’ın ekonomik milliyetçilik anlayışı ABD’nin ticarette daha korumacı olacağı izlenimini yaratırken, küreselleşmede bu durum en çok Halk Cumhuriyeti Çin’e yarayacak gibi duruyor. İlk defa 2013 yılında konuşulmaya başlanan “Yeni İpek Yolu Projesi”nin detaylarına gelin beraber bakalım.

16138_503x307

Milattan önceki yıllarda ortaya çıkmaya başlayan ve temelleri atılan tarihi İpek Yolu, Eski Çin Medeniyetini Asya üzerinden Anadolu ve Avrupa’ya ulaştırıyordu. İpek Yolu yalnızca bir ticaret ağı olmakla yetinmeyip birçok medeniyete de şahitlik yapmıştır. Aynı zamanda Doğu kültürünü Batı’ya tanıtmak, dinlerin, ırkların birbirleriyle kaynaşmasını sağlamak gibi hususlarda İpek Yolu köprü görevini de üstlenmiştir. Bu yol, adını yoğunlukla güzergah üzerinde ipek taşımacılığı yapılmasından almaktadır. Bunlara ek olarak, baharat ve değerli madenler de bu yol üzerinde sıklıkla taşınmıştır. Coğrafi keşiflerin ardından ticaretin deniz yollarına kaymaya başlaması İpek Yolu’nun kan kaybetmesine ve ağır darbe almasına neden olmuştur.

Bugün planlanan “Yeni İpek Yolu Projesi” ise kültürel etkileşimden çok, ticari ve ekonomik düşünceler üzerine inşa ediliyor. Projenin iki ayağı var. İlki “İpek Yolu Ekonomik Kuşağ”ı, ikincisi “Deniz İpek Yolu”. Böylelikle karayolu vasıtasıyla Avrupa’ya ulaşılabilirken deniz yoluyla da Afrika’ya erişim sağlanabilecek. Projeyi sayesinde Çin’den Fransa’ya aktarmasız bir şekilde demiryolu taşımacılığının önü açılacak. Halihazırda bu güzergahlar üzerinde bulunan ülke sayısı yaklaşık olarak 65 ve bu ülkeler dünya nüfusunun yüzde 70’ını oluşturuyor. Bu ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğü 20 trilyon doları buluyor.

gmthX0qm0Km59fp01ua1HJmQr33Zh33XaCXDuFG5HWE_503x307

Çin geçtiğimiz Mayıs ayında iki gün süren bir foruma ev sahipliği yaptı ve bu proje orada da detaylı bir şekilde görüşüldü. 29 devlet başkanı, 70 uluslararası kuruluş ve 130 ülke temsilcisi bir araya gelerek “Yeni İpek Yolu Projesi” hakkındaki düşüncelerini dile getirdiler. Çin, 2014 senesinde Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı kurdu ve projeyi desteklemeyi hedefliyor. Türkiye de bu bankanın kurucu üyelerinden birisi. Ekonomistlerin bu projeyi ABD’nin II. Dünya Savaşı’nın ardından dünyanın süper gücü olarak kalmasına yardımcı olan Marshall Planı’nın modern bir haline benzetiyor. Ancak Marshall Plan’ı için 130 milyar dolar harcama yapılırken bugün planlanan “Yeni İpek Yolu Projesi”nin yatırım maliyetleri 900 milyar doların üzerinde.

Ülkemize de pek çok fırsat sağlayabilecek olan bu proje, yabancı yatırımların canlanmasına, ticaret hacminin ülkemiz lehine genişlemesine, sermaye akışına ve istihdam artışına olumlu yönde katkı sağlayabilir. Mutualist ilişkilerin, barışın, ekonomik kalkınmanın daha da önem arz edeceği günlerde İpek Yolu ruhunun canlanması daha da önemli bir hale gelecektir.

Kaynak

Özgün Çeviri İçerik: Muhammet Salih Memiş

 

Muhammet Salih Memiş

Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği University of Cincinnati Mail: muhammetsalih.memis@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir