Küresel Kriz ve Balonların Nöro-Ekonomi Çerçevesinde İncelemesi

20. yüzyılın başına kadar ekonomi ve finans teorileri; kişilerin yatırım kararlarını verirken rasyonel davrandıklarını, tüm bilgiler ışığında doğru karar verdiklerini savunmuştur. Bu durumda kişilerin, kendilerine maksimum getiri sağlayacağını düşündükleri menkul kıymetlere yatırım yaptıkları kabul edilmiştir. Ancak bu teorilerin tam anlamıyla gerçeği yansıtmadıkları psikoloji alanındaki gelişmelerin başlamasıyla açıklığa kavuşmuştur. 1900’lerin sonlarına doğru, bilişsel psikolojinin gelişimi ile birlikte finansta yaşanan ancak rasyonel olarak açıklanamayan durumları anlamak için Nöro-Ekonomi ortaya çıkmıştır.

Söz konusu krizleri ve balonları ”Nöro-Ekonomi” kavramı çerçevesinde yapılan çalışmalar ışığında incelemeye çalışacağız.

İçinde bulunduğumuz dönemde finansal kararlarımız ve beyin ilişkisi hem deneysel hem düşünsel olarak önem kazanmaya başladı. Neden milyarlarca insan halihazırda birçok özelliğini kullanmadığı sağlam bir telefonu varken, hemen yeni çıkan bir  modeli almak zorunda hisseder kendisini? Ya da yapılış ve içeriği aynı iki kahveden pahalı olanı aldığımızda bize kaliteli bir tercih yaptığımızı düşündüren şey nedir? İhtiyaç ve istekler hangi noktada şekil değiştiriyor?

Beyin üzerine finans alanında yapılan çalışmalar özellikle 2008 krizi sonrası ivme kazanarak artıyor. Çünkü bu krizi sağlayan davranışların temelinde ”insan psikolojisi” olduğu düşünülmekte.

Yapılan araştırmalardan bazılarını değerlendirelim. Uyuşturucu, kokain gibi bağımlılık yapan maddelerin beyni uyardığı bölgeyle, kolay para kazancı sağlayan ya da sağladığı algısı olan şans oyunlarının uyardığı bölge aynı. Aslında bu, açıklayıcı gözüküyor.

Dünya tarihinde ilk görülen spekülatif balon 1600’lı yıllarda yaşanan Lale Çılgınlığı balonudur. 16. yüzyılda Türkiye’ye gelen Viyanalı gezginler, gördükleri lale bahçelerinin güzelliğine hayran kalmışlar ve ülkelerine dönerken yanlarında lale soğanı götürmüşlerdir. Lale yetiştiriciliği bir çılgınlık haline gelerek Avrupa’yı etkisi altına almıştır. Lale soğanları o kadar popüler hale gelmiştir ki, henüz yetişmemiş olanlar için bile sözleşmeler imzalanmaya başlanmıştır. Balonunun en üst seviyelerinde, bazı lale soğanı çeşitlerine sahip olmak için Amsterdam kanalında bir ev satın alabilecek miktarda ödeme yapmak gerekli olmuştur. 1637 yılında, lale çılgınlığı balonu patlamış ve lale soğanları sadece birkaç kuruş değerine düşmüştür.

Lale çılgınlığını izleyen bir başka spekülatif balon, 1720’lerdeki Güney Denizi Balonu olmuştur. Bunu takiben 1929 yılı Büyük Buhranı, 2000 yılındaki DotCom Balonu ve son olarak 2008 küresel finansal krizini örnek gösterebiliriz.

People Network

Beynin yatırım kararları için önemli olan bölümleri; ön alın korteksi (prefrontal cortex) ve limbik sistemdir. Ön alın korteksi; soyut düşünme, planlama, hesaplama, öğrenme ve stratejik karar alma ile ilgilidir. Limbik sistem ise beynin duygu motorudur. Korku, heyecan gibi ilkel motivasyon ve duyguların kaynağından oluşmaktadır. Limbik sistemin yatırımla ilgili iki önemli bölümü bulunmaktadır. Birincisi; ödülün peşinden gitme, ikincisi; kayıptan kaçınma devreleridir.

Ödül arayışı, insanların çeşitli beklentilere hangi değeri verdiğini, amaçlarına ulaştıklarında kendilerini iyi hissetmelerini, motive olmalarını, yeniliklerin peşine düşmeyi kapsamaktadır. Araştırmalar, beynin zevk ve ödül ile ilgili olan kısmının alım-satım sırasında aydınlandığını göstermektedir. Bu durum, yatırımcıların agresif bir biçimde alım satım yapmalarına ve sonuçta finansal balonların oluşumuna ve patlamasına neden olmaktadır. Kayıptan kaçınma sistemi ise, korku ve tereddütü harekete geçirir ve algıladığımız bir tehditten kaçınmamızı sağlar.

Finans ile ilgili birçok önemli ön yargı eğiliminin temelinde, ödül sistemi bulunmaktadır. Bu sistemin fazla çalışması, iyimserliğe, aşırı güvene ve bunun sonucunda aşırı risk alımına neden olmaktadır. Beynin kayıp sisteminin çalışması stres, sıkıntı, acı hatta panikle sonuçlanmaktadır. Kayıptan kaçınmaya yönelik Nöro-Ekonomik ön yargı eğilimi hayal kırıklığı ve pişmanlığa neden olmaktadır.

De Martino’ya göre; Piyasaları yaratan insanlardır sayılar değil. Aynı zamanda insan beyni, herhangi bir finansal piyasadan önce var olmuştur. Bu nedenle piyasaları anlamak için önce beyni anlamamız gerekmektedir. Yapılan çalışmalar daha çok yeni olmasına rağmen gelinen nokta ilgi çekici olup, aynı zamanda bu çalışmaların ileride insan davranışlarının iç yüzünü anlamakta yardımcı olacağı tahmin edilmektedir.

Özgün İçerik: Bahadır Öztop

Bahadır Öztop

Sadece bir fikir, ışık tutan, kişi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir