İstanbul Sokaklarında Geçen Polisiye Yüklü Bir Oyun ve Başarısı Hepimize İlham Veren Bir Girişimci: Simay Dinç

Yurt içi ve yurt dışında aldığı sayısız eğitimler sonrasında genç yaşta iş hayatına atılan Simay Dinç, kendini geliştirmek için verdiği emeğin karşılığını fazlasıyla aldı; yapımcılığını üstlendiği oyun 150’yi aşkın ülkede 60 milyon kullanıcıya ulaştı.

20170629_2_24466945_23588651_High

Üniversite yıllarından bu yana teknoloji ve sanata ilgi duyduğunu söyleyen genç girişimci bu iki dünyayı aynı kanalda buluşturabilmek adına Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya, Japonya ve Avustralya’nın da aralarında bulunduğu 30’u aşkın ülkede ilgi alanlarına ilişkin araştırmalar yaptığını, eğitimler aldığını dile getirdi. Bu eğitimlere katılabilmek için her gittiği ülkede sıfırdan başlayıp kendi parasını kazanmak zorunda kalan Simay Dinç, bu durumun ona muhteşem bir öz güven kazandırdığını belirtirken bize de tutkularımızın peşinden koşmanın ne kadar özgür hissettireceğini anlatır nitelikte muhteşem bir örnek oluyor.

Büyük kararlılıkla yürüdüğü bu yolda can sıkıcı olaylar da yaşamış tabii ki; ama pes etmemiş ve sonunda hayallerindeki ürünü ortaya çıkarabilmiş. Verdiği bir röportajda bu dönemi şu şekilde dile getiriyor:

“Çocukluğumdan beri oyun dünyasına ilgim büyüktü. Teknoloji ve yeni medya sanatının yaratıcı bir formu olan oyun endüstrisinde yer almayı çok istiyordum. İlk oyunumun senaryosunu yazdım, karakterlerini tasarladım, Türkiye’de oyun endüstrisini tanımadığım için oyunumla ilgili Kore’deki bir oyun şirketiyle uzun bir süre yazıştık. Ortaya çok güzel bir oyun çıkmıştı. Bir ara şirketten maillerime cevap gelmemeye başladı. Daha sonra Kore’ye fuara giden arkadaşlarımdan kendi geliştirdiğim oyunun satışta olduğunu öğrendim. Hukuki süreç başlatacaktım; ancak davanın çok uzun sürmesi ve maddi zorluğundan dolayı enerjimi yeni bir oyun geliştirmeye karar verdim. Biz de kardeşimin uzmanlık alanı film endüstrisi ile oyun endüstrisini bir araya getiren ‘Recontact: İstanbul’u geliştirdik. İlk defa bir mobil oyunda video sanatını kullandık. Oyun, İstanbul’un ilgi çeken Eminönü, Taksim, Galata, Ortaköy, Beyoğlu, Sultanahmet ve Haliç gibi semtlerinde geçiyor. Oyunda İstanbul sokaklarında özel çekilmiş güvenlik kamerası görüntüleri eşliğinde, eşkali verilen şüphelilerin tespit edilmesi hedefleniyor.”

Video sanatıyla mobil oyunu entegre ederek bir ilki gerçekleştirdiklerine değinen Dinç, Recontact: İstanbul’un Apple tarafından geçen sene 153 ülkede en iyiler arasında gösterildiğini, 34 ülkeden 100’ü aşkın projenin yarıştığı Los Angeles New Media Film Festivali’nden de bu sene ödülle döndüğünü söylüyor. Yaşadığı tatmin ve tamamlanmışlık duygusunu bir düşünsenize…

Oyunun yeni versiyonu ise Kasım ayında dünyanın ilk sinematografik oyunu olarak piyasaya çıkacak!

ccdb6e7e7a0d48cf2c390ac4af3041c4_big_r

(Görsel: Ayvalık, Şeytan Sofrası)

Oyundan sağlanan gelirler de muhteşem amaçlara hizmet ediyor. Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde Yeniçarohori olarak anılan Küçükköy’ün bilim ve sanat köyü olması için 3,5 yıldır çalışan Dinç, oyundan sağladığı geliri de bu amaca yönelik olarak kullanıyor. Köy ile ilgili açıklamaları ve en büyük hayalini ise şu şekilde dile getiriyor: “Köy, 1980 sonrasında daha iyi yaşam koşulları için terk edilmiş. Köyde kalan ve yaşayanlar tarafından hep destek gördük. Bilim insanlarını, sanatçıları köye davet ettik. Köyün meydanında tarihi bir kıraathaneyi içine sanatı ekleyerek “Kıraarthane”ye yani bir dijital sanat merkezine dönüştürdük. Amacımız köy çocuklarını dijital dünyayla tanıştırmak. Yaratıcı endüstride çalışanlar köyümüze gelsin, ‘Kıraarthane’de ya da köyümüzde çalışsın istedik. Bu sene ‘Kıraarthane’de köy çocuklarına ücretsiz dijital sanat eğitimler vermeye başladık. Oyunlaştırma semineri düzenledik. Köy çocuklarının ilgisi inanılmaz. Gelecek dönem kodlama, yazılım, robotik teknolojileri eğitimleri vereceğiz. Kıraarthane dijital sanat merkezinin yanında köyümüzde 16 sanat galerisi de var. Köy çocukları farklı sanat disiplinleriyle tanışıyor. Hangisine ilgisi varsa o galeride ücretsiz eğitimler alıyor. Köy kadınlarımız el emeklerini sergileyip yetiştirdikleri ürünleri satarak ev ekonomisine katkıda bulunuyor. En büyük hayalim köy çocuklarıyla dijital mahsuller üretip hasadı dünyayla paylaşmak.”

59784b7cc03c0e36407809e8-2

Yaptıkları ve yapacaklarına yönelik tutkusuyla büyük bir motivasyon kaynağı olan Simay Dinç, girişimci olmak isteyen kadınlara tavsiyede bulunmayı da tabii ki ihmal etmemiş:

“Girişimcilik bir sanat. Girişimcilikte dirençli olma, vazgeçmeme, dayanıklı olma var. Girişimcinin amacı kısa zamanda zengin olmak değil bir soruna, bir probleme yaratıcı bir çözüm bulmak, kaynak yaratmak, bulduğun çözümü milyonlarca kişiye ulaştırmak. Kendini her alanda geliştirmen lazım. Sorunu göreceksin, çözümü oluşturacaksın, ürünü/hizmeti üreteceksin, pazarlayacaksın, network oluşturacaksın, ağına yatırım yapacaksın. Bir nevi İsviçre çakısı gibi olacaksın ki önüne her zaman engel çıkacak ve sen farklı yeteneklerinle bunların üstesinden geleceksin. İşinin çaycısı da patronu da sen olacaksın. Parayı ise bir amaç olarak değil araç olarak göreceksin yoksa hep kaybedersin. Para kazanırsan da kazandığını tekrar paylaşacaksın ki büyüyesin, dünya çapında işler yapabilesin.Yaptığın iş genlerine işleyecek, 7 gün 24 saat seninle olacak.”

Hepimizin farkında olduğu bir şey var; eski nesil meslekler günümüzde giderek değersizleşmeye başlıyor. Değişen dünyaya taze kan sağlayabilecek ve üretimi tatmin edecek yeni iş kollarına ihtiyacımız var. Buradaki mutsuzluğu kırmak için hep beraber çalışmamız gerekiyor. Tek yapmamız gereken doğuştan gelen yeteneklerimizin üzerinde, bilginin sonsuzluğunu unutmadan uzmanlaşmaya çalışmak. Simay Dinç bu konuda herbirimize örnek olarak aklımızın bir köşesinde hep dursun.

Yeteneklerimizin ve başarabileceklerimizin bilincinde bir dünyaya…

Kaynak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir