İnsanlık Tarihi Sular Altında

Dünyamızın yüzde seksenini kaplayan deniz ve okyanuslar yalnızca zengin bir canlılar alemine ev sahipliği yapmıyor. Aynı zamanda, çeşitliliği geçmişte kullanılan günlük araç gereçlerden batık gemilere hatta yüzyıllar önce kaybolmuş şehirlere kadar uzanan tarihi kanıtları da metrelerce derinlikte, içinde bulunduruyor. Daha geçtiğimiz günlerde Meksika’da su altında bulunan Maya kalıntıları ve Ege Denizi’nden çıkarılan antik bilgisayar gibi çeşitli haberlerle karşılaştık. Ancak şu ana kadar çıkarabildiğimiz kalıntılar, galonlarca suyun altından gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen kalıntıların yanında çok küçük bir miktarı ifade ediyor.

underw

Su altı arkeolojisi sayesinde ilk çağlardaki iklim, o dönemdeki sahil sınırları, yaşam şartları ve ilk çağlardaki gemi teknolojisi hakkında çok çeşitli bilgilere ulaşmamızı sağlıyor. Ulaşılan bu bilgiler yalnızca yakın tarihimize ilişkin verilerden oluşmuyor. Norfolk, İngiltere’de sahil boyunca uzanan 800 bin yıllık ayak izleri bulundu.

baia_790x445

Denizlerin daha sığ kısımlarında deprem, tsunami ve plaka çökmesi gibi coğrafi sebeplerle batmış olan kayıp şehirler bulunuyor. Örneğin İtalya’nın sahillerinde 2000 yıllık olduğu tahmin edilen ve Roma döneminden kalmış bir sahil kasabası olan Baia bulunuyor. Bu antik şehrin kalıntıları olan mermer sütun ve heykellerin arasında yüzmek ve dalış yapmak mümkün. Denizin sığ kısımlarında, eskimesinden dolayı artık kullanılamayacak olan ve oraya bırakılmış ya da kasten batırılmış olan gemileri de bulmak mümkün.Biraz daha derine inildiğinde eski rıhtım ve limanların yanı sıra; savaş, kaza ya da hava koşulları sonucu batan gemilere rastlamak mümkün. Bu tarz gemi kalıntıları bugün sıklıkla suyun altından çıkarılmakta. 18. yüzyıl korsanlarından olan Karasakal’ın gemisi de bu şekilde çıkarılan gemilerin arasında.

antilhytera_790x445

15 metre derinliği geçtikten sonra daha eski ve daha iyi korunmuş gemilerle karşılaşılmaya başlanıyor. Antikatire yakınlarında bulunan ve milattan önce 1. yüzyılda batmış olan gemi enkazı bunlara bir örnek olarak gösterilebilir. Enkaz araştırıldığında, geminin içinden heykeller, ticaret kargoları ve yazının başında da bahsettiğimiz ilk bilgisayar olarak tanımlanan Antikatire mekanizması bulundu. Bu bulgular günümüzde arkeologlara geçmişte söz konusu bölgede yaşamış olan insanların bilgi seviyeleri ve ulaştıkları teknoloji seviyesi hakkında fikir edinmemizi sağlıyor. Yine bu derinlikte, dünya savaşları sırasında batırılan gemilere ve denizaltılarına, düşürülen uçaklara ulaşabiliyoruz.

60 metreden de derine inildiğinde, insanlık tarihinin ilk kanıtlarından sayılabilecek 5 bin yıllık ve daha eski kalıntılara rastlayabiliyoruz. O tarihlerde, şu anki denizleri oluşturan suların daha buz halinde olması sebebiyle kara olan alanlarda, 5 bin yıllık kamp alanlarına, ilkel insanların kullandığı taş alet edevata ve yedikleri hayvanların kemiklerine ulaşabiliyoruz.

saturn v_790x445

Şu ana kadar hiçbir insanın ulaşamadığı en derin kısımlarda ise NASA’nın 4200 metre derinlikte bulunan Satürn V roket motoru ve 4 bin metre derinlikte bulunan Titanik gibi en derinde bulunan gemi enkazları gibi kalıntılar yer alıyor. Şu an için bu kalıntıların aşağıdan yukarıya süzülerek çıkmaları dışında, onlara herhangi bir yöntemle ulaşamıyoruz. Ancak, teknolojimizin ilerlemesi ve su altı arkeoloji tekniklerimizin ilerlemesiyle insanlık tarihinin şu ana kadar keşfedilmemiş yönlerini keşfedebileceğimize dair herhangi bir şüphe bulunmamakta.

Özel İçerik: Begümhan Şimşir

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir