Tesadüf Eseri Ortaya Çıkan ve Belki de Tarihin Bir Cilvesi Diyebileceğimiz 7 Buluş

Bazen yaptığımız saçma şeylerin bir buluşa imza atmamıza sebep verip vermediğini anlamamız vaktimizi alabilir. Zamanında bu durum ile karşılaşıp daha sonrasında yaptıklarının farkına varan insanlar tarihe ismini ufak bir dalgınlık ya da farkında olmadan dokunduğu bir cisim ile yazdırabilmiş. Artık biraz şans mı desek yoksa hayatın bir cilvesi mi desek; bilemediğimiz tesadüfen bulunan 7 buluşu sizin için toparladık.

1. Şeker kullanımına yeni bir bakış açısı: Saccarin

1989 yılında John Hopkins Üniversitesi’nde çalışan kimyager Constantin Fahlberg, kömürün bir yan ürünü olan katranın kimyasal özellikleri üzerinde çalışıyordu. Fahlberg, yorgun bir çalışma gününün ardından eve gittiğinde eşinin ona hazırladığı kurabiyelerden tattı. Fakat her zamankinden daha tatlı geldiğini fark ederek eşine, kurabiyelerin neden bu kadar tatlı olduğunu sordu. Eşi ise her zaman nasıl hazırladıysa o malzemeleri kullandığını belirtti. Daha sonrasında Falhberg, eve geldiğinde ellerini yıkamadığını ve parmaklarını yaladığında da kömür katranının yan ürünlerinden birinin doğal tatlandırıcı olduğunu anladı. Bu keşfine “şekere benzeyen” anlamına gelen “Saccarin” adını verdi. Bu keşifin dünyaya yayılmasının en önemli sebebi ise Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan şeker kıtlığı idi. Fahlberg eve geldiğinde eşinin ellerini yıkamadan sofraya oturma sözünü dinlemiş olsa tarihe ismini yazdıramayabilirdi.

2. Beklenmeyen ereksiyon: Viagra

1990’lı yıllarda bir kimya araştırma tesisinde bir grup İngiliz bilimci Amerikan ilaç devi Pfizer için sildenafil sitrat denilen bir madde üzerinde araştırma yapıyordu. Yüksek tansiyon ve anjin hastalığı için bir yöntem geliştirmeyi umuyorlardı. İlk örnekleri Ian Osterloh’un denetiminde test etmek adına Swansea Morriston Hastanesine gönderdiler fakat ilacın anjin üzerinde çok az etkili olduğunu, farklı yan etkiler gösterdiğini raporladılar. Yan etkiler arasında görmede bulanıklık ve kuvvetli ereksiyon hali vardı. Bu yan etkiler arasında kuvvetli ereksiyonun dikkatini çeken Pfizer 27 Mart 1998 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi ilacın erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılmasına onay verdi. Ticari olarak Viagra, ABD’li senatör Bob Dole ve Brezilyalı futbol efsanesi Pele’nin ter aldığı pazarlama kampanyası ile Amerikalılara tanıtıldı. Satışlar yılda 2 milyar dolara kadar çıktı. Aslında herkesin beklediği haber resmen viagra keşifiymiş gibi davranılmış. Belki de öyleydi kim bilir.

3. Ufak bir sakarlık birçok hayatı kurtarmaya neden olabilir miydi: Emniyetli Cam

1903 yılında Fransız sanatçı ve bilimci Edouard Benedictus, stüdyosunda çalışırken üst raflardan birine ulaşmak için seyyar merdivene tırmanıyor. Kazara devirdiği bir şişe yakalamasına fırsat vermeden düşüyor. Şiddetli bir ses ile yere düşen şişeyi incelemek için aşağıya indiğinde şişenin tek parça sağlam bir halde durduğunu görüyor ve bu duruma çok şaşırdığı için araştırma yapmaya başlıyor. Daha sonrasında şişenin önceden bir şekilde selüloz nitrat çözelti ile dolu olduğunu fark ediyor. Şişeyi yıkamak yerine rafa kaldırdığını hatırlayan Edouard şişenin içerisindeki şeffaf tabakayı görüyor. Önceleri bu duruma pek önem vermese de bir sabah gazetede yeni moda olan otomobiller ve kazalara dair bir habere rastlıyor. Haberde, parçalanan camların sürücülere nasıl zarar verdiğini gördüğü anda aklına raftan düşen selüloz nitratlı şişe geliyor ve hemen laboratuvarına hunharca ve mutlulukla koşuyor. Eduoard’ın bu keşfi Birinci Dünya Savaşı esnasında az maskelerinde kullanılmaya başlıyor ve araba imalatçıları da keşfin farkına vararak yeni teknolojiyi arabalarında kullanmaya başlıyorlar.

4. Kokain mi, yoksa masum bir içecek mi: Coca Cola

Georgia Knoxville’de doğan John Stith Pemberton, Konfederasyon Ordusunun efsanevi generali John Clifford Pemberton’un yeğeni idi. John Stith ergen bir genç iken Georgia Maçon’daki Reform Tip okuluna kaydoldu ve 16 yaşındayken eczacılık diploması ile mezun oldu. 1865 yılında Amerikan İç Savaşı sırasında Konfederasyon Ordusuna katıldı. Bu esnada göğsünden yaralandı ve o dönemde oldukça sık kullanılan morfine bağlı bir hale geldi. Eğitimli eczacı Stith, bağımlılığından kurtulmak adına afyon içermeyen alternatif ağrı kesiciler üzerinde çalışmalarına devam etti. İlk denemesi olan Dr. Truggle’s Compound Syrup of Globe Flower kısa sürede en çok kullanılan öksürük şurubu oldu. Koka bitkisini kola ceviziyle karıştırarak yaptığı bir sonraki deneyi ise Pemberton’s Wine Cola adını aldı ve entelektüel çevrelerce pazarlandı. Aslında tarifinde Fransız şarabıyla kokainden başka bir şey yoktu. 1863 yılında Parisli kimyager Angelo Mariani tarafından piyasaya sürülmüştü. 1885 yılında Atlanta ve Fulton Country bir içki yasağı kanunu çıkarttı ve Stith bu popüler içkisini alkolsüz hale getirmeye çalışmaya başladı. Yeni kanun koka kullanımını engellemiyordu ve alkolsüz kokain popüler oldu. Şifa, yaratıcısına pek yaramadı ve Stith hastalandı. İflasından önce Coca Cola’nın haklarını oğlu Charles’e devretmek istedi ama o da iflasın eşiğindeydi. Ürünün ticari haklarını Aşa Griggs Candler’a 1888 yılında sadece 550 dolar karşılığında satması için babasını ikna etti. Stith, hala morfin bağımlısı bir kanser hastası olarak elli yedi yaşındayken vefat etti. Daha sonrasında ise oğlu afyon bağımlılığından dolayı hayatını kaybetti. Böylelikle Coca Cola ülke çapında popüler bir gazlı içecek oldu. İçki karşıtı Candler bu işten milyonlarca dolarlık servet elde etti. Stith’in morfin yerine bulduğu bu tesadüfi ilaç Coca Cola günümuzde 200’ün üzerinde ülkede her gün yaklaşık iki milyar şişe satılıyor.

5. Köfte savaşları: Hamburger

Hamburger genellikle Amerika’nın sembol yemeği olarak kabul edilir ve bu ülkede her yıl tahminen on dört milyondan fazla hamburger tüketilir. Wisconsin eyaletinde büyük bir kasaba olan Seymour’un iddiası da tam olarak bu. Hamburger Şeref Salonu burgerların tarığını onurlandırırken her yıl düzenlenen bir günlük burgerfest etkinliği boyunca geçit törenleri yapılıyor ve ketçap kaydırağı da dahil olmak üzere hamburger malzemelerinin kullanıldığı yarışmalar düzenleniyor. Hamburger Charlie olarak tanınan Charles çok geçmeden yaptığı büyük köftelerinin büyüklüğünden dolayı, müşteriler tarafınca yenilmesinde zorlanıldığını fark etti ve bu durum satışlarını da etkiliyordu. Bunun üzerine köfteleri daha yassı bir hale getirerek iki adet ekmek diliminin arasına yerleştirdi. Bu esnada revaçta olan hamburger bifteklerinden esinlenerek onlara hamburger adını verdi. Charlie Nağreen, hayatının geri kalanında ise kasaba festivallerinde hamburger satarak yerel bir şöhrete sahip oldu. Kendisinin bu hazır yemek türünü kat eden kişi olduğunu iddia ediyordu ama rakip bir iddia daha vardı. Aynı tarih yani 1885 yılına dayanıyordu bu iddia. Sosis üreticisi Frank ve Charles Menches kardeşlere tedarikçileri tarafından yanlışlıkla domuz eti yerine biftek gönderilmişti. Zamanlarının da kısıtlı olması üzerine kardeşler, Erie Kasaba Festivali’nde biftekleri sandviç ekmeklerinin arasında servis etmek durumunda kaldılar. Yeni karışımlarına da kendi kentleri, New York’un Hamburg kentinden yola çıkarak Hamburger sandviçleri adını verdiler. Bununla beraber bir kaç iddia daha var; ABD Kongre Kütüphanesi’ne göre Connecticut, New Haven’daki Louis’ Lunch adlı restoran’ 1895’te Amerika’nın ilk hamburgerini yaptı. Buna karşılık önde gelen hamburger tarihçileri(hamburger tarihçileri evet garip ama öyle) hamburgerin kökeninin Teksas, Athens’li restoran sahibi Fletcher Davies’in 1904’teki St Louis Dünya Fuarında açtığı İhtiyar Dave’ın Hamburger Büfesi olduğunu öne sürdü. İddialar o kadar ikna edici bir boyuta ulaştı ki Teksas Eyalet Meclisi Kasım 2006’da Athens’in “Hamburger’in Orjinal Vatanı” öldüğünü onaylayan bir karar çıkarttı. Amerika gerçek anlamda hiçbir sıkıntısı yokmuş gibi bu durumu çok ciddiye almış görünüyor.

6. Oldukça soğuk geçen bir kış ve unutkanlığın getirisi: Popsicle(meyveli buz)

Kaliforniya Oaklandlı Frank Epperson 1905’te kendi gazlı içeceğini icat etme çabasıyla soda tozu, meyve aromaları ve su kullanarak deneyler yapmaya henüz 10 yaşındayken başladı. O zamanlar bu herkes tarafından yapılan bir içecekti. Soğuk bir akşam Epperons’a ailesi içeri girmesini söyledi fakat yaptığı içeceği kapı önünde unutan Frank içeriye girdi. Daha sonrasında içeceklerin olduğu kapta, karıştırma çubuklarıyla beraber içeceğin buz tuttuğunu fark etti. Bu durumu arkadaşlarına anlatan Frank, daha sonra bu tesadüfi buluşunu unuttu. 1922’de Frank, yerel itfaiye teşkilatına bağış toplamak üzere olan bir etkinliğe katıldığında bu buzlu içeceklerden yapıp satmayı gitti ve içeceklerin tamamı tabiri caizse kapışıldı. Yaşanılan bu olay Frank’in dikkatini çekti ve “çubukta meyveli buz” için patent başvurusu yaptı. “Eppiscle” adını verdiği icadını kendi çocukları için farklı aromalarla üretmeye başladı. Onu Pop olarak çağıran çocuklar, icadına da “Popsiçle” demeye başladılar. Buzlu meyveli çubukların satışını yapmaya başlayan Frank’in buluşunu 1965 senesinde Consolidated Foods Corporation aldı. Bizler de dahil çoğu çocuğun yaz aylarında severek tükettiği (bizim tabirimizle meybuz) bu lezzetli buzların bulunmasının bir çocuğun soğuk bir günde dışarıda unuttuğu içeceği olduğunu unutmamak gerekir.

7. Dağınıklık tıpta devrime sebep olan unutkanlık: Penisilin

Alexander Fleming bir İngiliz botanikçi, İngiliz bilimci ve biyologtur. Londra’da bir nakliyat şirketinde dört sene çalışan Fleming, amcasından kalan mirası sayesinde işten ayrılıyor ve 1903 senesinde Paddington’daki St. Mary’s Hastanesinde Tıp okumaya başlıyor. 1914’te savaş çıktığında Fleming orduya katılıyor. Bu esnada sürekli olarak hardal gazından ölen askerlerin haberlerini okuyordu. Modern savaş silahlarından çok daha tehlikeli bir şey fark eden Flemington, ölümlerin coğunun batı cephesindeki sahra hastanelerinde tedavi edilen küçük yaralara neden olan enfeksiyonlardan kaynaklı olduğunu fark etti. O zamanlar, yaralara bolca sürülen antiseptiklerin tedaviden çok daha ciddi hatta ölümlere sebep olacak hastalıklar getirdiğini fark etti. Kariyerini enfeksiyonları anlamaya ve önlemeye çalışmak üzere devam ettirmeye karar verdi. 1923’te insan mukusundaki lizozom enzimini tespit ederek büyük bir keşfe imza attı. Kendiliğinden oluşan doğal ajanın insan bağışıklık sistemini belli bakterilere karşı koruduğunu gözlemledi. 1928’de bir bakteriyi incelemesinde olan Fleming’in milyonlarca insanın hayatını kurtaracak olan keşfi onun dağınıklığı oldu. Ailesiyle çıktığı tatilde tabaklar dahil her şeyi dağınık olarak laboratuvarının bir köşesine attı. Yaklaşık bir ay kadar sonra tatilden döndüğünde kenara attığı malzemeleri iyi temizlemediğini fark etti. Bunun sonucunda da numunelerinden birine mantar bulaştığını ve çevresindeki bakterilerin yok olduğunu gözlemledi. Eski asistanına bunu gösterdiğinde ise, Merlin Price “lizozom’u da böyle bulmuştun” diye hatırlattı. Fleming bu mantar ile deneyler yapmaya başladı. Bakterilerin sebep olduğu hastalıkları mantar ile kolayca iyileştirebileceğini fark etmişti. Fleming o günleri hatırlarken “28 Eylül 1928’de gün doğumundan hemen sonra uyandığımda elbette dünyanın ilk antibiyotiğini ya da bakteri öldürücüsünü keşfedeceğimi ve tıpta devrim yaratacağımı planlamamıştım.” Bu keşfine çürük küf anlamına gelen “penisilyum”un bir parçası olarak tanımladı ve 7 Mart 1929’da “penisilin” tanımını yaptı.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir