Hem Dost Hem Düşman: Yapay Zekâ

Günümüzde yazılı ve sözlü iletişim kurabilen robotlar, insansız kontrol sağlayabilen araçlar, otonom çalışan makineler oldukça sık karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte gibi sağlık, veri ve tesis yönetimi gibi pek çok alanda da kullanılan bu makine ve robotlar “yapay zekâ” terimini gündemimize taşıyor.

Yapay zekâyı, dışardan alınan verileri doğru bir şekilde yorumlamayarak ve geçmiş deneyimlerine dayanarak tutarlı sonuçlar çıkaran bir sistem olarak tanımlayabiliriz. Aynı zamanda yapay zekâ sistemi,  insan özeliklerine benzer şekilde algılama, sorun çözme, çıkarım yapma, öğrenme ve öğrendikleri arasında bağlantılar kurma özelliklerine sahiptir.

2

Tarihsel bir gezintiye çıkacak olursak, II. Dünya savaşı sırasında yani 1900’lü yılların başında kullanılmaya başlanan Turing makinesi yapay zekânın ilk kullanım alanı olarak gösterilebilir. Turing makinesi, II. Dünya savaşı esnasında Almanya’nın mesajlarını kriptolamak için kullandığı Enigma makinesinin şifresini çözmek için geliştirilmiş bir makinedir. İsmini, makineyi yapan Alan Turing’den almaktadır. Turing makinesi; modelin sadeliğine rağmen, herhangi bir algoritmanın mantığını oluşturabilen ve çok karmaşık algoritmaları çözebilen bir makinedir. Aynı zamanda nöroloji ve sibernetik alanında araştırmalar yapan Alan Turing, geliştirdiği makine sonucunda elektronik bir beyin inşa etmek mümkün olduğu fikrini ortaya çıkarmıştır.

İlerleyen yıllarda Carnegie Mellon University (CMU), Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve IBM çalışanları tarafından yapay zekâ araştırmaları isimli bir çalışma ekibi oluşturulmuştur. 1974’e kadar beraber çalışan ekip, teknik ve finansal yetersizliklerden dolayı çalışmalarına ara vermiştir. Devam eden yıllarda gelişimini sürdüren yapay zekâ sistemi 1997’de IBM’nin geliştirdiği “Deep Blue” isimli bilgisayar ile tekrar gündeme gelmiştir. 20 olası hamleyi tahmin edebilen ve dünyaca ünlü satranç oyuncularının başlangıç ve bitiş hamleleri öğretilen Deep Blue, dünya satranç şampiyonu Gary Kasparov ile yaptığı 6 maçtan sonra Kasparov’u yenerek yapay zekânın gelişim sürecinde mihenk taşlarından biri olmuştur. 2015 yılında benzer şekilde, yapay zekâya sahip DeepMind isimli Go oyuncusu makine, dünyanın en iyi Go oyuncusu olan AlphaGo’yu da yenmeyi başarmıştır. Daha sonra 9 kişiden oluşan Lee Sedol takımı ile karşılaşan DeepMind oynadıkları üç maçı da yenerek yapay zekâ teknolojisinin gücünü göstermiştir.

3

Gelecekte yapay zekâ konusu ile daha fazla karşılaşacağımız kesin. Hatta süper bir gücün dünyayı ele alacağı ve insan ırkına karşı mücadele edeceği gibi senaryolar bile duyuyoruz. Bu tema onlarca yıllar önce çekilen Terminator veya Matrix gibi filmlerde bile kullanıldı. Olaylar sadece bir kurgu mu, yoksa yapay zekâ bir gün dünyayı ele geçirebilir mi? Bu konuda % 100 emin olarak kimse bir şey söyleyemiyor. Fakat Elon Musk, Stephen Hawking ve Bill Gates gibi pek çok kişi de yapay zekânın yapabileceklerinin muhtemel olması konusunda endişe duyuyor. Geleceğin ne getireceğini bilemeyiz ancak yapay zekânın hayatımıza daha fazla gireceği kesin.

Özgün İçerik: Bu içerik Öğrenci Kariyeri yazarlarından Enes Eren tarafından oluşturulmuştur.

Enes Eren

Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir