Hayallerini Cebinde Taşıyan Bilim İnsanı: Mehmet Toner

Hepimiz çocukken “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna maruz kaldık. Kimimiz bu soruyu emin bir tonla cevaplarken, kimimiz uçuk cevaplar vermekten çekinmedi. Mehmet Toner, bir çoğumuz gibi çocukluğunda doktor olmak isteyen biri. Bu yazıda; çalışmayı sevmeyen birinin kariyer hayatını, hayallerine ulaşma hikayesini ve bir devrimi anlatacağız.

İlköğretim, lise ve üniversiteyi Türkiye’de okuyan Mehmet Toner, liseye kadar çalışkan bir öğrenci değildir. Lisede matematik öğretmeni ona okulu ve öğrenmeyi sevdirir. Çocukluğundan beri sürdürdüğü tıp okuma hayalini üniversite tercihlerine taşısa da o dönem İTÜ Makine Mühendisliği’ni kazanır. Bu sonuç onu üzmez, üniversitede çalışkan bir öğrenci olmaya devam eder. Üniversitenin ardından Amerika’da yüksek lisans programlarına başvurur.  Tek kelime İngilizce bilmemesine rağmen Yale Üniversitesi’ne tam burslu kabul edilir. Yale Üniversitesi’ndeki bir hocası ona MIT’de yeni açılan biyomedikal mühendisliği programını önerir ve asıl serüveni başlar.

Toner bir süre Boston’daki dil okulunu devam eder. TOEFL sınavını henüz alamadığı için yüksek lisans derslerine giremez. O dönemin MIT dekanından izin alıp, bir yandan dil öğrenirken bir yandan da matematik derslerini geçer. Daha sonra doktorasını yapmak üzere Harvard Üniversitesi’ne geçiş yapar. Doktorasını Tıp Mühendisliği üstüne tamamlar.

Eğitiminin ardından Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne yardımcı doçent unvanıyla öğretim üyesi olarak geçiş yapar. Hayallerine emin adımlarla koşan Mehmet Toner, Massachusetts General Hastanesi’nde araştırmalarına başlar. Öğretim görevlilerinin yalnızca %10’unun profesör olmasına izin verilen Harvard Üniversite’sinde, tıp fakültesinde profesörlüğe en hızlı yükselenlerden biri olmayı başarır. Toplam 15-25 yıl arasında alınan bu unvanı, Toner 11 yılda alır. Kendi araştırma ekibini kurar.

Toner bir röportajında şu sözleri söyler:

ÖYS nedeniyle tıbbı kazanamadım ama Harvard’ın tıp fakültesi hocasıyım. ABD’nin en büyük araştırma ekibine sahibim. 60 kişilik bir ekibim, 40-50 milyon dolarlık araştırma bütçem var. ABD’nin en güzel tarafı; gençlerin önünü açmaları. Türkiye’de gençlerin önüne lüzumsuz engeller çıkarıyoruz. Türkiye tarihinde İTÜ mezunu olup, İstanbul Tıp Fakültesi’nde profesörlüğe yükselen kişi var mı? Ama işte ABD’de İTÜ mezununa tıp fakültesinde kürsü açılabiliyor.

Toner şu an Senior Scientific Staff at the Shriners Hospital for Children üyesi. Aynı zamanda Center of Engineering of Medicine’in kurucu ortağı. MGH’daki NIH BioMicroElectroMechanical Systems (BioMEMS) Kaynak Merkezi’nin kurucusudur. Kariyer hayatını bir çok ödülle taçlandırmış, ulusal ve uluslararası panellerde konuşmacı olarak bulunmuştur.

Toner’in asıl çalışması ise Hardvard Üniversitesi’nde geliştirdiği bir çiptir. Bu çip saniyede 7 milyondan fazla hücreyi tarayıp kanserli hücreleri bulabiliyor. Toner buluşunu şu şekilde açıklıyor:

Kanser normalde öldürmüyor. İnsanların yüzde 90’ı kanserin yayılmasıyla ölüyor. Bu yayılma da kan yoluyla oluyor. O zamana kadar birçok kişi birçok hastalığı kanda teşhis etmek istemiş ama yapamamış. Ben de bir çip geliştirip kanserli hücreleri tanımladım.

Nano ve mikro teknolojinin bir ürünü olan bu çip normal bir kredi kartının yarısı büyüklüğünde. Plastik çipteki bir madde kanser hücreye has bazı proteinleri tanıyor. Toner, yıllarca gecesini gündüzüne katan araştırma ekibiyle beraber çipi geliştirmiş ve klinik safhasına getirmiştir. Çeşitli Hollywood ünlülerinin ve hatta halkın destekleriyle projenin fonu sağlanmıştır.

Kendi babasını da kanserinden kaybeden Mehmet Toner’in bu çalışması, tüm insanlığa umut ışığı yakmaktadır.
Toner’e yakın zamanda Ulusal Mucitler Akademisi üyeliği verilmiş ve Hardvard Tıp Fakültesi Cerrahi Bölüm Başkanlığı’na yükselmiştir.

 

Özel İçerik: Firuze Yüksel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir