Haşlanmış Kurbağa Sendromu

Bir kurbağayı kaynar suyun içine bırakırsanız hemen tepki vererek kendini dışarı atar. Ancak, aynı kurbağayı soğuk veya ılık suyun içine koyarsanız ve korkutmazsanız öylece kımıldamadan duracaktır. Suyu alttan yavaş yavaş ısıtırsanız sıcaklık yükselirken kurbağa hiçbir şey yapmaz tersine keyif de alır. Yükselen sıcaklıkta kurbağa sarhoşluk hazzıyla kendinden geçerek dışarı çıkamayacak hale gelecektir. Kaçmak için hiçbir engel kalmadığı halde dışarı kaçamaz ve haşlanıp pişer. Çünkü kurbağanın sinir sistemi yavaş ve tedrici değişimlere değil ani değişikliklere göre programlanmıştır.

Kurbağaların çok büyük bir kısmı içinde bulundukları değişimi algılayamadıkları daha doğrusu rehavete kapılıp gevşedikleri için haşlanarak canlarını vermiş olur.

frog-2504507_1280_790x445

Bu hikaye genellikle insanların ve toplumların çaktırmadan yavaşça uygulanan değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için iyi bir örnektir. Modern toplumlarda ve kişilerin yaşamlarında da sıcak su içerisindeki kurbağa gibi benzer durumlara sıkça rastlarız. Toplum yaşamını etkileyen bazı şeyler yavaşça değişir, çoğu kimse de bunu fark etmez. Kişisel ve toplumsal olarak yaşamlarımızda suyun ısındığını ve haşlanmaya doğru gittiğimizi bir türlü anlayamayız. Anladığımızda da iş işten geçmiş olur.

Bilim insanları, bu deneyden esinlenerek önemli bir sonuca ulaşırlar.  Bu durum insanlar için de pek farklı değildir. Hayatımızda ani değişimler olmadan ya da ciddi ve ani bir tehdit ortaya çıkmadan harekete geçme alışkanlığımız yoktur. Bu durum gerek bireysel yaşamda, gerekse bir topluluk, toplum, ülke ve devletlerde de aynıdır. Su yavaş yavaş ısınıyorsa yerimizden kımıldamaz aksine rehavete kapılarak gevşeriz. Bu rahat ortamın bize doğru yansıttığı güven aldatmacasının içinde tembelleşir ve geleceği düşünemeyiz. Kendimizi koruma içgüdümüz, gerek kişisel alanda ve gerekse toplumsal arenada “suyumuz yavaş yavaş ısınmaya devam ediyorsa” tehlikeleri algılayamaz bir uyuşukluğa dönüşür. Sonuç olarak kendimizi, ailemizi ve ülkemizi savunamaz hale geliriz. Sonra da bizi bekleyen tehlikenin içinde boğulup gideriz.

okoıkoı

Son zamanlarda bizler de ısınan suyun bolluk ve zenginlik hissiyle ihtiyacımızdan fazlasını almaya ve tüketmeye başladık. Boş zamanlarımızda, kendimizi geliştirmek için bilim ve kültür ağırlıklı uğraşlar yapmak, kitap, gazete vs. okumak yerine, zamanımızı büyük alışveriş merkezlerinde geçirir olduk. Çarşıda, markette AVM’de bir alışveriş çılgınlığı aldı başını gidiyor.

Maalesef eşyaya bakış açımız değişti. Artık eşya bizim için bir takım ihtiyaçlarımızı gidermek üzere kullandığımız bir araç olmaktan çıktı ve nihai hedef, gaye halini aldı. Eşyaya ulaşmak için çalışır ve mesai harcar olduk. Bir ev bir araba ve yeni eşyalar gayemiz oldu. Sanki bu dünyaya bunun için gelmiş gibiyiz.

Kaynak

İlkim Kıl

Haliç Üniversitesi - Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir