Gözlemcilik ve Farkındalığın Birleşimi

Bu yazımda farkındalık kazanmanın ve bir şeylerin farkında olmanın üzerinde duracağım. Hepinize keyifli okumalar dilerim.

Farkında olmak, bir nesneye, bir objeye bağlı kalmak ve odaklanmak değildir. Farkında olmak, bulunduğumuz çevrenin içinde gelişen olaylar karşısında “izleme” yani bir nevi “gözlemci” moduna geçmektir. Olayları dışarıdan ve içine katılmadan izleyip, yorumlamaktır. Tabi unutmamak gerekir ki bu gözlem sırasında iki özelliği de öne çıkaracağız. Bunlardan biri objektiflik diğeri ise kendimizi karşıdaki kişinin yerine koymak; yani empatidir.

Hayat bizleri otomatize etmiş gibi duruyor. Her şeyi otomatik olarak yapar hale geldik. Okula giderken, yemek yerken, yürürken ve yapmamız gereken her işi gerçekleştirirken otomatiklik yetiyor bunları yapmak için. Bunun sonucunda duygularımız azalmaya belki de yok olmaya başlıyor. Yani bir robottan farkımız kalmıyor ve nihayetinde monotonlaşıyoruz. Kim monoton bir hayat sürdürmek ister ki? İşte bu yüzden farkındalık önemli. Farkındalık, bizi monotonluktan uzaklaştırır. Gözlemler sonucu gördüğümüz yanlış olan hareketleri yapmamaya ve bunların doğrularını uygulamaya başlarız. Nitekim bunun sonucunda duygularımız belirir ve bir nebze olsun bu otomatikliğin dışına çıkarız.

Biraz da bu farkındalıkla birlikte gözlemlediğimiz veya en azından kendi gözlemlediğim olaylardan bahsedelim mi?

Öncelikle sorumluluktan başlayabiliriz. Herkes kendine göre bir şeylerden sorumludur. Bir memurun sorumluluğu sabah 8’de işbaşı yapmasıyken öğretmenin sorumluluğu her gün okula gelip öğrencilerine ders anlatmasıdır. Bir esnafın sorumluluğu dükkanını zamanında açmasıyken bir yazarın sorumluluğu belli zamanlar içerisinde yazı yazmasıdır. Ya bizim sorumluluklarımız? Hemen hemen hepimiz öğrenciyiz. Peki bir öğrencinin sorumluluğu nedir? Cevabı çok basit, derslerine çalışıp bulunduğu öğrencilik makamının hakkını verebilmektir. Gel gör ki  henüz daha yaşının olgunluğunu göstermeyen kişiler gözlemliyorum. “Olgunluk nedir?” sorusunun cevabını veremeyen kişiler bunlar aslında. Göstermiş olduğu hal ve hareketler kendileri için ne kadar doğru olsa da objektif bir gözlemci için bu hareketlerin yanlış olduğu açık ve net bir şekilde gözükmektedir. Olgunluk gösteremeyen kişiler hiçbir türlü hareketi yapmaktan çekinmezler. Bunun sonucunda ise bu kişiler medeni bir görüntü çizmez. Yalnız yerine getirmedikleri bir şey vardır. O da sorumluluk. Farkındalık kazanmış bir gözlemci için sorumluluğun değeri bu hareketler karşısında daha da artıyor aslında. Gördükleri yanlışları kendi lehine çevirerek o yanlışları yapmama gayretine girer gözlemci. Nitekim sorumluluklarını yerine getirmenin mutluluğunu da yaşar.

responsibility ile ilgili görsel sonucu

İnsan ilişkileri…

Herkesin kendine göre karakteri farklıdır. Kimi kendi halinde az çevresi olan kişiyken, kimi çok aktif ve çevresi geniş olan kişilerdir. Peki bu iki karakter arasındaki ortak nokta nedir? Belli bir sınırları olmalarıdır. Eğer karşısındaki kişi bu sınırları geçer ve zorlamaya devam ederse ona karşı tepki gösterebilir ve emin olun o kişiyle olan samimiyetinin biteceği anlamına gelir. Peki bu sınırları geçmeye çalışan kişiler kimler sizce? Yukarıda da bahsettiğim gibi “olgunluk” mertebesine ulaşamayan kişiler. Bunu dışarıdan gözlemleyen farkında bir gözlemci ise bu laubali kişilerin hareketlerini tabii ki hem kendisi yapmak istemeyecek hem de kendisine yapılmasını istemeyecektir. Nitekim kendini bu kişilerden uzak tutacak ve kafasına uygun kişilerle iletişim kurmaya başlayacaktır. Gözlemci yine burada yanlış olan şeyi kendi lehine çevirmiş ve daha net bir adım atacaktır ki bana sorarsanız en doğrusu da budur.

Human relationship ile ilgili görsel sonucu

Kararlı ve net olmak…

Etrafımızda kararsız birçok kişi vardır ya da kararlı olup karar verdiği işten erken vazgeçenler. Aslında bu ikilem arasında kalmaktır. Belki de cesaretsizlik? Her ne olursa olsun bir konu hakkında karar alıp “ben bunu yapacağım” dedikten sonra kararımızdan dönmemeliyiz. Eğer dönüyorsak zaten kendi içimizde çelişki yaşıyoruz demektir. Nitekim bunun sonucunda pek de başarılı olamayız. Neden mi? Çünkü sadece karar alıyoruz onu uygulamıyoruz. Uygulama noktasında sıkıntı çeken insanlar maalesef hep bir kararsızlık ve plansızlık içerisinde kendini bulacaktır. Bunun farkında olan bir gözlemci  kararsızlığın başarısızlığı getireceğini, kararsız insanlara bakarak anlayabilir. Kendi hayatında ise asla kararsızlık içinde bulmayacaktır kendisini. Nihayetinde başarı kendiliğinden gelecektir. Unutmayın, bir şey hakkında kararsızlığa düşmemeliyiz, karar vermişsek de mutlaka onu uygulamalıyız.

decision ile ilgili görsel sonucu

Saygı…

Aslında her şeyin başında saygı geliyor. Saygının olmadığı bir yerde  diğer kavramlardan bahsetmek mümkün değildir. Evlenirken insanlar öncelikle saygı gösterebileceği eş adayı isterler. Öğretmenin öğrencisinden beklediği ilk şey yüksek not değil, saygıdır. İş hayatında çalışanların iş verenlere, müdürlere, yöneticilere saygı göstermesi ilk kuraldır. Saygının olmadığı bir evlilikte sevgiden bahsedebilir miyiz? Saygının olmadığı bir sınıfta öğretmen otoritesinden bahsedebilir miyiz? Saygının olmadığı bir şirkette başarı ve ekonomiden bahsedebilir miyiz? Tabii ki hayır. Peki herkes saygılı davranmasını biliyor mu? Açıkçası bunda şüphelerim var. Arkadaşının ders çalıştığı bir ortamda yüksek sesle müzik dinlemektir saygısızlık. Yukarıda insan ilişkilerinden bahsettik. İşte bu insan ilişkilerindeki sınırları aşmaktır saygısızlık. Profesyonel hayatta sevmediğimiz birçok insan olabilir. Karşı çıktığımız düşünceler olabilir. Uzlaşamadığımız insanlar olabilir. Ama bu sebepler saygının önüne asla geçmemeli. Belki ülkendeki başkanları sevmiyor olabiliriz, belki sana ders öğreten hocanı sevmiyor olabiliriz, belki birlikte aynı sınıfta olduğun arkadaşımızı da sevmiyor olabiliriz ama onların makamına ve bizeze/ülkeye kazandırdıklarına bakıldığında saygı göstermek zorunda olduğumuzu bilmeliyiz. Bazı insanlar da vardır ki hem saygı göstermeyip üstelik o kişiler hakkında dalga geçerek belki de küfürlü ithamlar yaparak kendini değersizleştiriyor. Farkında olan bir gözlemci için ise bu hareketler baştan sona yanlıştır. Saygının temel unsur olduğunu savunan gözlemci kendi hayatında saygıyı ilk sıraya koyarken yine bu yanlışları da kendi lehine çevirmeyi başarmış olacaktır. Nihayetinde yanlış düşüncelerden arındırılmış bir şekilde mutlu ve huzurlu olacaktır.

respect ile ilgili görsel sonucu

 

Farkına varmanın, farkındalık kazanmanın ve gözlem gücünün öneminin anlattığım bu yazımda farkında olan insanların çevrelerinden gördüğü yanlışları kendi lehine çevirebilme özelliklerini vurguladım. Farkındalık kazanan insanların hayatlarında sorumluluklarını bilmelerini, saygılı davranmalarını, kararlarında net adımlar atmalarını, medeni ve kültürlü bir kişiliğe sahip olma özellikleri her  zaman olacaktır. Bunun sonucunda ise başarı kaçınılmaz olacaktır. O zaman hepimiz bazı şeylerin farkında olalım 🙂

Özel İçerik: Yunus Emre HAŞLAK

 

 

Yunus Emre Haşlak

KTÜ. YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir