Gerçek Hayatta Gerçeklik Algısı

Gerçek, hayal ve sanal kavramları yüzyıllar boyu filozoflar tarafından sorgulanmıştır. İnsanın yaşadığı gerçeklik ile algı sistemi yorumlanmış, gerçek ve gerçek olmayan için oluşan şüphe ve varsayımlar tartışılmış; felsefe, tiyatro, sanat, edebiyat gibi birçok alana konu olmuştur.

Gerçek; bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumundaki olarak tanımlanırken, gerçeklik; gerçek olan, var olan şeylerin tümü olarak tanımlanır. (TDK)

 

 

Kuzey İtalya’nın Monza şehrinde, 2004 yılı Temmuz ayından itibaren Japon balıklarını fanus ya da benzeri akvaryumlarda beslemek yasaklandı! Sebebini ise basın sözcüsü Giampietro Mosca şu şekilde açıklıyor: Japon balıkları, fanusun dışbükey camının arkasından dünyayı şaşı görmek durumunda kalıyor. Bu da hayat boyu işkence anlamına geliyor.

Fanus, balığın çevresini ters yüz olarak algılamasına yol açtığı ve çevreyi algılamasında, optik bir illüzyon içerisinde, farklı yaşam anlayışını benimsediği öne sürülmüştür. Japon balığının, fanusun içerisinden gördüğü ile dışarıda olanların birbirinden farklı olduğundan bahsedilir. Aslında Japon balığı için diyebiliriz ki; gördüğü optik illüzyon onun gerçeği olmuştur. Yani bir nevi Matrix.

Bu örneğe sosyolojik açıdan bakacak olursak: Aynı biz de Japon balığının içinde bulunduğu fanus gibi, içinde bulunduğumuz kültürün bize getirdiği modele, model bağımlı gerçeklik sistemi içerisinde yaşıyor olabiliriz. Dolayısıyla bu kültürel fanus içerisinde -eğer bu fanus bize var olanı ters yüz olarak gösteriyorsa- doğru sandığımızın bu olduğu gerçekliği ile hayatımızı sürdürmeye devam ediyor olabiliriz.

bd11

 

Esasında varolan bu fanus, kültür tarafından üretilen bir fanus. Et olan beynimiz de zihin üreten bir beyin. Üretilen bu zihin, içinde bulunduğu yaşamla, fanusun üzerinde bulunan lens üzerinden alış-veriş halinde. Bazen bu alış-verişi net bazen de Japon balıklarında olduğu gibi ters yüz edilmiş olarak algılıyoruz. Bunun farkına varamıyoruz. Gerçek, gerçekten gördüğümüz gibi olmayabilir. Gerçeklik, algı, ahlâk, toplum ya da kişilik yapısı, zihin-yaşam alışverişinin düzenlenmesi ile ilgili kültür yapılanmasıdır. Mercek ayarı çoğu zaman liderler tarafından yapılır.

İlginç gelebilir fakat; teoride, insan beyni çıkartılarak bir bilgisayara bağlanabilir ve gönderilen elektrik sinyalleriyle bu insana yapay hisler ve duygular, kurgulanmış sahte anılar yaşatılabilir ve insan bunun gerçek mi yoksa yapay bir yaşam simülasyonu mu olduğunu anlayamaz. Sanal gerçeklik de tam olarak burada başlıyor.

Sonuç olarak: Aslında görülenler ya da algılananlar, algı sisteminin algılamak istedikleridir. Çünkü algılama sistemi dışarıdan alınan görsel bilgileri, zihinde var olan diğer bilgilerle karşılaştırarak mantıklı sonuçlar üretmeye çalışmaktadır. Ancak, üretilen sonuç mantıklı olsa da gerçeği tamamen yansıtmayabilir. Bunun nedeni görsel bilgilerin algılama sırasında zihinde geçirdikleri süreçtir. Algılama sistemi her zaman zihinde var olan bilgilere göre sonuçlar üretir.

Görünene göre karar verenler, ne kadar az şey gördüklerini bilmeyenlerdir.
-Robert Southey

Bahadır Öztop

Hamartia.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir