En İyi 10 Kişisel Gelişim Filmi

Yağmurlu bir hafta sonuna girerken planı evde film izlemek olanlar için en iyi 10 kişisel gelişim filmini sıraladım.

scale

1-)Ölü Ozanlar Derneği

1959 yılında geçen film, John Keating (Robin Williams) adlı çok başarılı ve bir o kadar da farklı olan edebiyat öğretmeninin çok disiplinli bir erkek okulu olan Welton Academy‘de (takma adı Hell-ton) öğretmenlik yapmaya geldiğinde başlar. Bay Keating, çoğu baskı altında olan öğrencileri edebiyat ve şiirin bambaşka dünyasıyla tanıştırır. Onlara özgürlüğü, hayatı yeniden anlamayı, dünyaya farklı açılardan bakmayı öğretir. Ancak Welton Akademisinin felsefesine tam örtüşmeyen bu ders anlatımı akademi yönetimi tarafından da gözden kaçmayacaktır. Okul müdürü Bay Nolan, yeni edebiyat öğretmenini, öğrencilerinden birinin intiharı üzerine, sorumlu görmüştür. Bunu bahane ederek edebiyat öğretmeni Bay Keating’i okuldan ayrılmaya zorlamıştır, fakat bu ayrılığa onu anlayan öğrencilerinin verdiği tepki Bay Nolan’ı hayatı boyunca yaşadığı belki de en utanç duyacağı anına sürükler.

e0665481092c59741b1fd2860c831ea1

2-)Forrest Gump

Forrest Gump, 1986 yılında Winston Groom tarafından aynı adla yayımlanan romandan esinlenerek çekilmiş, 1994 yapımı epikromantikkomedi-drama dalında bir filmdir. Robert Zemeckis tarafından çekilmiş ve Tom HanksRobin WrightGary Sinise ve Sally Field başrol oyunculuklarını yapmıştır.

Film, öğrenme güçlüğü yaşayan ancak atletik olarak inanılmaz yeteneklere sahip Forrest Gump’ın, doğum yılı olan 1944 ve 1982 yılları arasında gerçekleşmiş, bazen sadece gözlemlediği, bazen de başkalarına ilham verdiği 20. yüzyılın dönüm noktası olaylarını betimler. Film, esinlenilerek çekildiği Winston Groom‘un romanından, Forrest’ın kişiliği ve ele alınan bazı olaylar yönünden farklıdır. Başta Georgia olmak üzere, Kuzey ve Güney Carolina‘da, 1993 yıllının sonlarına doğru çekilmiştir. Filmin kahramanını eski arşiv görüntülerine dahil edebilmek ve bazı sahneleri çekebilmek için, gelişmiş görsel efektler kullanılmıştır. Ele alınan sahneleri daha iyi anlatabilmek için, dönemlerin ruhuna uygun kapsamlı bir müzik arşivi kullanılmıştır. Film müziğinin ticari baskısı, dünya genelinde 12 milyondan fazla satarak en fazla satan albümler sıralamasına girmiştir.

intouchables_2320831

3-)Can Dostum

Will Hunting (Matt Damon) Massachuset üniversitesinde çalışan bir hademedir. Aynı zamanda çok zeki ve öğrenmeyi seven biridir. En yakın çocukluk arkadaşları ile bilikte zaman zaman mahalledeki diğer genç gruplar ile kavga ederler. bu yüzden başı kanunla derttedir ve son yaptığı kavgadan dolayı hapise gönderilir. Daha önce Will’in yeteneğini fark edip araştıran üniversite profesörü bir şartla Will’e kefil olup hapishaneden çıkarılmasını sağlar. Tek şart Will’in bir terapist tarafından tedavi edilip içindeki öfkenin dindirilp iyileşmesini sağlamaktır. Will terapist Robin Williams ile birlikte hayatını yeniden yönlendirmeye başlayacak, en yakın arkadaşı Ben Affleck ve yeni tanıştığı kız arkadaşı bu konuda ona destek olacaklardır.

2unzer8

 

4-)Umudunu Kaybetme

San Francisco‘da karısı Linda ve oğlu Christopher yaşayan Chris Gardner, 1981 yılında pahalı ve çabuk demode olan bir teknoloji olan kemik tarayıcı ürünlerinin satışını üstlenir. Bu ürünlerin satışında başarı sağlayamaması üzerine karısı Linda tarafından terk edilir.

Maddi kazanç sağlamak için değişik alanlara yönelen Gardner Dean Witter‘dan bir yönetici ile tanışır ve bir Rubik Küpü‘nü çözerek onu etkiler. Tanıştığı yeni kişi sayesinde borsada sarraf olabilmek adına bir şans yakalar. Dean Witter’da stajyer olur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet gibi geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar.

Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder. Oğlunun da kendisine karşı duyduğu sevgi ve güveni karşısına çıkan engelleri aşmak için kullanır.

« Kimsenin sana bir şeyi yapamayacağını söylemesine izin verme.. Bir hayalin varsa onu korumalısın… Bir şeyi istiyorsan, git ve al. »
(Filmden)

yağmurrrrrr
5-)Yağmur Adam

Los Angeles‘da yaşayan ve bir ithal araba satıcısı olan Charlie (Tom Cruise), başkalarının düşüncelerine saygı duymayan bencil, üçkağıtçı ve fırlama bir şehir çocuğudur. Senelerdir görmediği ve uzak kaldığı babasının öldüğünü ve 3 milyon dolar miras bıraktığı haberini alır. Babasının cenazesine gittiğinde, kendisine sadece 1949 model bir Buick Roadmaster marka araba bıraktığını ve tüm mirasını daha önce varlığından bile haberdar olmadığı ağabeyi Raymond’a (Dustin Hoffmann) bıraktığını öğrenir. Raymond özürlülerle ilgilenilen bir klinikte bakıma muhtaç, Otistik bir dahidir. Charlie mirasın en azından bir kısmından vazgeçmek niyetinde değildir. Bunun için Raymond’u kaldığı klinikten kaçırıp ülke çapında bir seyahate çıkarır. Yol boyunca abisinin yaşamı zorlaştıran alışkanlıklarıyla, takıntılarıyla çileden çıksa da otistik abisinin matematik ve hafızalama konusundaki insanüstü yeteneği karşısında hayretler içerisine düşer. En sonunda Las Vegas‘taki kumarhanelerde abisinin bu az bulunan kabiliyetinden yararlanarak hile yapmaya ve büyük paralar kazanmaya çalışır. Yol boyunca Charlie, sadece Raymond’u değil, geçmişinin bir parçasını ve belki de kendini keşfetme fırsatı da bulacaktır.

oWoYHqB8GNFbUvomFpPX4SpWtHS

 

6-)Guguk Kuşu

Orijinal adı “One Flew Over the Cuckoo’s Nest” ile aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, akıl hastası numarası yaparak güvenlik önlemleri daha az olan bir akıl hastanesine sevkedilen bir mahkûmun (Jack Nicholson) geçirdiği zamanı konu alıyor. Mahkûm, bu süre içerisinde hem kaçma planları yapıyor hem de akıl hastanesindeki diğer hastalarla farklı bir diyalog kuruyor. Terapilerdeki kendi başına buyruk hareketleri ve özgürlüğe olan düşkünlüğü nedeniyle diğer hastalara kötü örnek olduğunu düşünen baş hemşire Mildred (Louise Fletcher) ile de büyük sorunlar yaşıyor. Milos Forman tarafından yönetilen film, tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak gösterilmiştir.

screen-shot-2016-02-11-at-14-38-25

7-)Siyah Kuğu

Nina Sayers (Natalie Portman) New York’ta prestijli bir bale okulunda genç bir dansçıdır.Nina, otoriter annesi Erica (Barbara Hershey) ile yaşamaktadır.

Bale okulu Kuğu Gölü eseri için hazırlanmaktadır. Yönetmen, Thomas Leroy (Vincent Cassel), yeni bir baş dansçı seçmek zorundadır.Bu dansçı; masum, kırılgan Beyaz Kuğu ve onun karanlık şehvetli, kötü ikizi olan Siyah Kuğu ile birlikte ikisini de canlandırabilmelidir. Nina, birkaç dansçıyla birlikte gösterinin bir bölümü için seçildi. Yönetmen Nina’yı Kuğu Kraliçesi yapmayı planlamıyordu. Nina rolü istemek için yönetmeni ziyaret ettiğinde, yönetmen sert teknikli dansının Beyaz Kuğu için uygun olduğu; ama Siyah Kuğu için gerekli olan tutkunun olmadığını söyler. Thomas zorla Nina’yı öpünce, Nina onu ısırır.Thomas Nina’daki potansiyeli görür ve ona rolü verir.

Nina, güçlü saplantılar ve ayrıntılı halüsinasyonlar içeren psikozlu semptonlar gösterir. Yedek dansçı Lily hakkında paranoyakça davranarak baş rolden uzaklaştırmaya karar verir. Bu arada Thomas, Nina’nın Siyah Kuğu için “soğuk” dansını gittikçe daha çok eleştirir ve mükemmeliyetçiliği bırakmasını; sadece Siyah Kuğu rolü için kendini kaybetmesini söyler.

100112-02

8-)Otomatik Portakal

Britanya’da endüstri sonrası bir şehirdeki, ahlaki değerlerin birbirine karıştığı, iyi ve kötünün ayırt edilemez hale geldiği bir toplumda, gençlerden oluşan bir çetenin insanlara uyguladıkları şiddeti ve Alex üzerinden insan doğası ve toplumsal değerlerin çatışmasını konu eder.

Bir holigan olan Alex (Malcolm McDowell) adlı gencin zaman geçirmek için üyesi olduğu sokak çetesi ile beraber işledikleri birçok suçtan sonra çete ile ayrılığa düşünce onlar tarafından ihbar edilmesini ve polis tarafından beyninin yıkanarak topluma kazandırılma metodu ve sonrasını anlatır.

Olayları büyük bir ifade gücü ile o günlerden bugüne değişen dünya düzeni ve bu değişimin insanların üzerindeki farklı etkilerini, suça ve şiddete eğilimi ustaca yansıtmıştır. Film ve bu filme ait ögeler yarattığı etki ile popüler kültürdeki yerini almıştır.

18392842.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

9-)İçimdeki Deniz

Ramon Sampedro, denize ve yüzmeye tutkuyla bağlı genç bir adamken geçirdiği bir kaza sonucu yıllardır boyundan aşağısı felçli olarak yatağa mahkûm bir yaşam sürdürmektedir. Bu şekilde yaşamın bir işkence olduğunu düşündüğünden ötanazi istemektedir. Ona göre ölmek, bu durumdaki biri için yeniden özgür olmanın tek yoludur. Oysa, ülkesinin yasaları ötanaziye karşıdır. Sampedro’ya aşık olan Rosa, sevdiği adama istediği özgürlüğü verecektir.

Film, insanın yaşam hakkı kadar ölüm hakkına da sahip olması gerektiği üzerinde durur.

“Biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir? Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum.”

szenenbild_WNW0304-1024x663

10-)Nietzsche Ağladığında

Roman, Nietzsche‘nin hayatını ve düşüncesini, psikanaliz ile harmanlayarak anlatır. Romanın ortamı psikanalizin doğumu öncesinde olan 19.yüzyıl Viyanasıdır. Dönemin ünlü şahısları Josef BreuerSigmund FreudLou Andreas-Salomé kitabın yan karakterlerini oluşturur. Roman bu gerçek kişilerin bilimsel, felsefi, sosyal görüşlerini Nietzsche ile kurgulanmış olay örgüsü içinde kimi zaman gerçek kimi zaman sadece kurgusal bir şekilde iletir. Büyük bir başarı yakalayan eser birçok dile çevrilmiştir. Eser Ayrıntı Yayınları tarafından basılmış ve Türkçe çevirisi Aysun Babacan tarafından yapılmıştır.

About Yiğit Güleç

1998 yılında Bursa da doğdum. İlkokul eğitimimi İbrahim Uyar İlkokulu lise eğitimimi Ali Karasu Anadolu Lisesinde tamamladım. Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 1.Sınıf öğrencisiyim.

Yiğit Güleç

1998 yılında Bursa da doğdum. İlkokul eğitimimi İbrahim Uyar İlkokulu lise eğitimimi Ali Karasu Anadolu Lisesinde tamamladım. Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 1.Sınıf öğrencisiyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir