Efsane Olmuş Şarkıların Bilinmeyen Hikayeleri

Gün içinde çoğumuz müzik dinliyoruz. Onlara bazen anılar yüklüyoruz bazen de derin anlamlar çıkarıyoruz. Herkes için farklı şeyler içerse de aslında en önemlisi bu şarkıları ortaya çıkaran hikayeler. Bir çok başarıya imza atmış üç şarkının hikayelerini sizlerle paylaşmak istedim. Okurken arkaya okuduğunuz şarkıyı açarsanız eminim daha hoş bir izlenim bırakacaktır. İyi okumalar.

Beatles – Hey Jude (1968)

Yazar: Paul McCartney – John Lennon

Beatles ismini duymuşsanız bu şarkıyı dinlememiş olmanız çok zor. İlk giriş yabancı gelse bile şarkının ikinci yarısındaki koro kısmını kesinlikle bir yerlerde duydunuz. Şarkının yazılış hikayesine gelelim. 1968 yılının Temmuz ayında Paul, Weybridge’e  Cynthia Lennon’ı ziyarete gidiyordu. Yolculuk başladığında değişen hayatlarını ve Lennon ile Weybridge’deki evde yazdıklarını düşünmeye başladı. Paul McCartney o günden şöyle bahsediyor:

“Her zaman bu ailenin dostu olduğuma inanıyordum. Onlara destek olmak, neşelendirmek ve en önemlisi ne durumda olduklarını görmek için Weybridge gitmek için yola çıktım. Araba sürerken her zaman radyoyu kapatıp şarkı yapmaya çalışırdım. Yola çıkalı bir saat olmuştu, şarkı söylemeye başladım; “Hey Jules don’t make it bad, take a sand song make it better”. Julian için umut verici bir mesajdı. “Ailen boşanıyor olabilir, biliyorum mutlu değilsin ama iyi olacaksın.“”

Daha sonra McCartney şarkıyı tamamlamak için piyano odasında çalışırken John ve Yoko yanına geldi. McCartney’nin anlattığına göre ikisi tam arkasında omuzlarının üstünde duruyorlardı. Şarkıyı onlara çaldığında ‘The movement you need is on your shoulder” dizesinde McCartney durup onlara döndü. “Bu kısmı değiştireceğim tam olmadı” dedi. John buna karşı olarak “Hayır değiştirmeyeceksin bu şarkıdaki en iyi kısım” dedi. Birlikte çalışmanın en güzel yanı da bu belki. Senin emin olmadığın ve büyük olasılıkla çöpe atacağın kısmı “Hayır, kalsın” diyerek o kısmı iki kat fazla sevmeni sağlıyor. Bu olaydan sonra şarkının o kısmı McCartney için büyük bir anlam kazanmış, ne zaman bu kısmı söylese aklına John gelip hüzünlenmiş. Her ne durumda olursak olalım bizi çıkışa götürecek tek şey harekete geçme kuvveti. Belki bu şarkıyla belki başkasıyla, her zaman daha iyisini yapmak bizim elimizde.

Bon Jovi – Livin on Prayer (1986)

Yazar: Jon Bon Jovi – Richie Sambora – Desmond Child

Şarkı yaşadıkları sıkıntıları bitirmek için çok çalışan Tommy ve Gina’yı anlatıyor. Şarkıdaki çift Bon Jovi’nin onu dinleyen işçi sınıfındaki hayranlarından esinlenilmiştir. Tommy rıhtımda Gina ise lokantada çalışıyordur. Karakterlerin yaşadıkları, Desmond Child’ın 70’lerin sonunda o zamanki kız arkadaşı olan Maria Vidal arasında geçenlere dayanır. Desmond taksicilik yaparken Maria lokantada garsondur. Bir anda çıkan Desmond Child kim diye merak etmiş olabilirsin. Daha önce Bon Jovi ile New Jersey’de  “You Give Love a Bad Name” şarkısının sözlerini yazan kişidir. Bu efsane şarkı büyük ses getirdikten sonra ikili tekrar şarkı yazmaya karar verir. Bu sefer Desmond, Jon’u şarkı yazmak için New York’a çağırır. Ödünç aldıkları piyano ile küçük apartman dairesinde Tommy ve Gina’nın hikayesini yazmaya başlarlar. Hikayedeki kadına Gina demelerinin sebebi onlara Gina Lollobrigida’yı hatırlatmasıdır. Tommy karakteri için de ilk düşündükleri isim Johnny olmuş fakat John istemediği için Tommy olarak değiştirilmiştir. Sonuç olarak bu şarkı da büyük başarılara imza atmış olup bize de ortak olabileceğimiz güzel bir hikaye bıraktı. Sahip olduklarımıza tutunup yeniden deneyeceğiz.

Journey – Faithfully (1983)

Yazar: Jonathan Cain

80’lerin en iyi rock gruplarından olan Journey bizlere sayısız eskimeyen parça bıraktı. Bugün ilk notasından sizi içine alan, duygusal bir parça olan Faitfully adlı parçanın yazılış hikayesine bakacağız. “Highway run into the midnight sun”. Dünyadaki en iyi şarkı açılış cümlelerinden olduğu kesin. Ömrü yollarda geçen hayatların ve sevdiklerinden uzak kalmanın zorluğunu, sürüklenme hissini almamak mümkün değil. Yazılış hikayesine gelirsek Jonathan Cain hikayeyi şöyle anlatıyor:

“Konserden sonra otobüste toparlanıyorduk. Bizimle gelecek olan ekipten arkadaşları bekledik. Dışarıda kurulan dev gibi sahneyi topluyorlardı, inip onları seyrettim. Sonra birden düşünmeye başladım. Sevdikleriyle vakit geçirmek yerine zamanlarını bizim için feda ediyorlar. İçimden onlarla birlikte söyleyebileceğimiz bir şarkı olsa güzel olmaz mıydı? Sonuçta hepimiz sevdiklerimizi özlüyoruz bu yola baş koyup bazı şeylerden yoksun kalarak. Otobüse bu düşüncelerle dönüp bulduğum peçetenin üstüne ilk dörtlüğü yazdım.”

Bu olaydan sonra diğer sözleri yazana kadar her yere peçeteyi de götürmeyi ihmal etmemiş. Bazen peçete ve Cain saatlerce oturup düşünmüşler bazen de piyano başında sözlerin bir kısmını yazmışlar. Peçeteye ne olduğunu merak ediyorsan Sony şirketin sanatçılara ait eşyaları sergilediği bölüm için bu şarkının yazılı olduğu notları ister. Jonathan Cain de söz yazdığı defterini ve arasındaki peçete ile birlikte verir. Sonuç olarak peçete hiçbir zaman bulunamaz. Bize sadece bu güzel şarkıyı dinleyip sevdiklerimizi düşünmek kalıyor.

Kaynak 1: Many Years from Now – Barry Miles

Kaynak 2

Kaynak 3

Özel İçerik: Batuhan Mano

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir