Dünyanın Sera Hastalığı

Bir zamanlar bizimkinden çok da farklı olmayan bir Dünya vardı. Ara sıra gerçekleşen doğa felaketleri devasa yanardağ patlamaları vardı ve nadiren de olsa bir gök taşı çat kapı uğrayıp hasar verirdi. İki milyar yıl kadar önce Dünya adeta bir cennet gibi görünürdü. Sonrasında ise işler çok fena bozulmaya başladı.  Bir zamanlar cennet gibi görünen Dünya bir tür cehenneme dönüştü. Hassas bir denge vardır. (hatta tahmin edebileceğinizden çok daha hassas) Bir şeyler çözülmeye başladığında, bu işin artık geri dönüşü yoktur.

2

 

Ama 1958’de Charles David Keeling isimli bir deniz bilimci atmosferdeki CO2 miktarını doğru bir biçimde ölçmenin bir yolunu geliştirene kadar hiç kimse bunu fark etmedi. Keeling, Dünya’nın hassas solunumunu keşfetti. Ama aynı zamanda şok edici bir şey de keşfetti. Genel CO2 seviyelerinde o zamandan beri devam eden ve insan tarihinde eşi benzeri olmayan hızlı bir artışı keşfetti. Bu; tarımın ve uygarlığın yükselişi sırasında seyreden CO2 seviyelerinden çarpıcı bir sapmaydı. Aslına bakılırsa Dünya, üç milyon yıldır böyle bir şey görmemişti. Bundan nasıl emin olabiliyoruz? Kanıt, suya yazılı durumda.

keelingcurver

Dünya, geçmişe dair karlara yazılı halde hayli detaylı bir günlük tutar. İklim bilimciler, Grönland ve Antarktika’daki buzulların derinliklerinden buz çekirdekleri çıkarmışlardır. Buz katmanlarının içinde, oraya hapsolmuş durumda antik hava bulunmaktadır. Dünya’nın atmosferinin, son 800 bin yıl boyunca geriye uzanan bozulmamış kaydını okuyabiliriz. Tüm bu süre boyunca, havadaki CO2 miktarı 30 binde 1’den 20. yüzyıla kadar yukarı çıkamıştır. O zamandan beri sabit ve hızlı bir biçimde yükselmeye devam etmiştir. Şu anda, Sanayi Devrimi’nden öncesine oranla yüzde 40 daha yüksektir.

3

 

Uygarlığımız kömür, petrol ve gaz yakarak Dünya’nın tüketebileceğinden çok daha hızlı biçimde CO2 üretmektedir. Böylece atmosferde CO2 birikmekte ve gezegen ısınmaktadır. Her sıcak nesne, çıplak gözle göremeyeceğimiz türden bir ışık yaymaktadır. Termal kızılötesi ışık karanlıkta bile hepimizi görünmez ısı radyasyonuyla parıldatır.

Dünyamızı ve barındırdığı değerli yaşamı korumamızı engelleyen herhangi bir bilimsel veya teknolojik engel yoktur. Her şey gerçekte neye değer verdiğimize ve harekete geçme niyetimize bağlıdır. “Neden Ay?” diye soruyor bazıları. Neden hedef olarak bunu seçelim? Şunu da sorabilirler: “Neden en yüksek dağa tırmanmak?” Ay’a gitmeyi seçiyoruz. Ay’a bu on yılda gitmeyi ve diğer hedefleri seçmemizin sebebi kolay olmaları değil, zor olmalarıdır.”

4

 

Dünyanın her yerine yayılan atalarımız yaklaşık 10 bin yıl önce başka bir iklim değişimi olan buz devirleri arasındaki ılıman mola dönemini fırsat bilerek tarımı icat etti. Yaklaşık 1 milyon yıldır yaşam tarzları olan sonu gelmez göçebeliği, avcılığı ve toplayıcılığı bırakıp yerleşik hayata geçerek, gıda üretmeye başladılar. Doğal çevrenin, kendi atalarına sunduğundan onlarca, hatta yüzlerce kat fazla güneş enerjisi elde etmenin yolunu buldular. Göçebe toplumlardan güneş enerjisini daha verimli bir şekilde kullanan tarımsal toplumlara geçişi içeren bu zor süreci bütün insanlar atlattı. Bu da medeniyetin doğuşunu mümkün kıldı. Biz, böylesi önemli bir dönüşümde işin zor kısmını başaranların omuzlarında yükseldik.

Şimdi sıra bizde!

İsa Kaya

Yıldız teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakultesi Bİyomühendislik

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir