Doğru Bilinen Yanlışlar: Feminizm

Erkeklerle savaş başlatalım ama fiziksel olmasın(!) Haklarını ellerinden alalım ama yasal olsun(!) ya da erkek düşmanlığı olarak bilinen fakat yanlışı kimsenin düzeltmeye kıyamadığı ponçik mi ponçik Feminizm fakat kadın bunun neresinde?

Kadının eşit bir birey olarak temsil ve kabul edilmesinin tarihi MÖ 2000’li yıllara kadar dayanmıyor maalesef. Tarihi oldukça yeni. Anaçlık ve cinsellik rollerinin dışında, kadın ve onun hayata dair tecrübeleri nerededir? Kadının sosyal alandaki varlığı, varlık nedeni, konumu, ne olduğu, ne olması gerektiği, ne olarak temsil edildiği ve dahası bu durumun nedenleri üzerine düşünmek zorlu bir sürece sahiptir.

 

IWD-2012

 

Harekete ‘‘Féminisme’’ ismini veren ütopyacı sosyalist Charles Fourier’dir.

1840’lar ve 1850’lerde kadınların oy hakkı hareketinin İlk Dalga Feminizm adı altında ortaya çıkışına kadar feminist fikirler geniş kitlelere ulaşmış değildi. 20.yüzyılın başlarında, Batılı ülkelerin çoğunda kadınlara oy hakkı hareketinin başarıya ulaşması, kadın hareketini başlangıçtaki amacından ve örgütleyici ilkesinden yoksun bırakmıştır. Ancak 1960’larda İkinci Dalga Feminizm ortaya çıktı. Bu yıllarda büyüyen Kadının Özgürlük Hareketi‘nin (WLM) talepleri daha radikal, hatta kimi zaman devrimciydi.

Wollstonecraft ve Betty Friedan gibi Liberal Feministler, kadının ikinci planda olmasını, toplumda haklarının ve fırsatlarının eşitsiz dağıtılmasıyla açıklama eğilimindedirler. Bu Eşit Haklar Feminizmi temelde reformisttir.

Sosyalist Feministler, kadınların ev içi emekte erkek işçilerin yükünü hafiflettikleri, kapitalist işçi nesillerini yetiştirdikleri, eğitimlerine yardımcı oldukları ve emek ordusunun yedek kuvvetleri olarak faaliyet gösterdikleri bir yer olarak aile veya ev hayatıyla sınırlandırılmış iktisadi önemine dikkat çekerek, genellikle kadının ikinci planda olmasıyla kapitalist üretim biçimi arasındaki bağlantıya vurgu yaparlar.

Ancak İkinci Dalga Feminizmin ayırıcı özelliği; geleneksel siyasi öğretilerden gelmeyen bir feminist eleştirinin ortaya çıkışının, özellikle de Radikal Feminizm‘in bir ürünü olmasıdır. Radikal Feministler; toplumsal cinsiyet ayrımının toplumdaki en temel ve en önemli bölünmeyi ifade ettiğine inanmışlardır. Radikal feministler, cinsel bir devrime, özellikle şahsi, ev içi ve aileyle ilgili hayatı yeniden yapılandıracak bir devrime ihtiyaç olduğunu ilan ettiler. Bu bağlamda radikal feminizmin ayırıcı sloganı ‘‘ Şahsi olan siyasidir. ’’ şeklindedir.

 

gender equal opportunity or representation

Sonuç olarak; Kadınların ve erkeklerin eşit yaratıldığını ancak eşit haklar verilmediğini ifade etmektedir Feminizm. Kadınlara pozitif haklar verilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Feminizm başlı başına bir erkek düşmanlığı değildir. İç yapısındaki bir grubun tutum ve davranışları bütün teoriye mâl edilmemelidir.

Kadınların eşit hak, eşit söz, eşit yaşam standardı, eşit temsil hakkı, eşit değerler, eşit adalet kısacası eşitlik istemesi birer aşırılık değil, temel ve ilahi haktır.

 

Özgün İçerik: Bahadır Öztop

Bahadır Öztop

Sadece bir fikir, ışık tutan, kişi. bahadiroztop@ogrencikariyeri.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir