Bizi Biz Yapan Anadolu Sanatçılarımız ve Hikayeleri

Öncelikle aşağıda bahsettiğim yaşayan ve aramızdan ayrılmış olan bütün üstadlardan özür dileyerek bu yazıma başlamak isterim. Zira yaptıkları sanatla bu toprakların sesi haline gelip milyonlarca insanın yüreğine dokunabilmiş güzide sanatçılarımızdan bu kadar kısa bahsettiğim için onların affına sığınarak özür diliyorum.

Neşet ERTAŞ

Doğum: 1938 (Çiçekdağı/Kırşehir)

Ölüm: 25.09.2012 (İzmir)

ad7_74362

Neşet Ertaş Türk halk ozanı ve halk müziği şarkıcısı. Abdallık geleneğinin son büyük temsilcisi. Yaşar Kemal’in  “Bozkırın Tezenesi” olarak adlandırdığı sanatçımız.

Babası bağlama ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır. 8 yaşına kadar doğduğu köy olan Kırtıllar Köyü’nde yaşamış, sonrasında ailesi ile birlikte İbikli Köyü’ne yerleşmişlerdir. 12 yaşındayken annesi Döne’yi kaybetmiştir. Babası Muharrem Ertaş, Yozgat’ın Kırksoku Köyünden Arzu isminde bir kadınla evlenince bir süre bu köyde yaşadıktan sonra Yozgat’ın Yerköy ilçesine yerleşmişlerdir.

Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Bu durumu şu şekilde ifade eder; Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız”

Erkan OĞUR

Doğum: 17.05.1954 (Ankara)

erkan-ogur-3

Aslen Elazığ’lı olan Erkan Oğur müziğe 4 yaşından itibaren keman, bağlama, flüt ve cümbüş çalarak başladı. Onu Halk Müziği icrası konusunda teşvik eden ilkokul müzik öğretmeni “İlkokulu bitirdiğinde, bizim yöreden çalmadığı saz kalmamıştı.” diyor. Gitar çalışında Jimi Hendrix’in bazı etkileri olmuştur. 1976’da perdesiz gitarı icat etti. Liseyi Ankara’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü ile başladığı üniversite hayatına Münih Üniversitesi Fizik Mühendisliği’nde okuyarak devam etti. Müzisyen olmaya karar verdikten sonra eğitim görmek için Türkiye’ye döndü. İstanbul Devlet Konservatuarı Müzik Teorisi bölümünden mezun oldu. Çalışmalarında ağırlıklı olarak kopuz ya da dede bağlama, ud, e-bow, perdesiz gitar, klasik gitar, elektro gitar ve sesini kullandı. Bunlar dışında birçok enstrümanı da albümlerinde başarılı bir şekilde çalmıştır. En son ”Telvin Trio” ile birlikte çıkardığı iki cd’lik Telvin albümünde doğaçlama caz denemeleri yapmıştır. Fretless albümü çıktığı yıl Avrupa’da yılın yaratıcı albümü seçilmiştir. Bir Ömürlük Misafir albümü olarak Türkiye’de daha sonra yayınlanmıştır. Türk müziğine icracı ve yorumcu olarak devasa katkılar yapmıştır. Perdesiz gitar ve perdesiz bağlamayı geliştiren kişi olarak dünya müzik literatüründe yerini almıştır.

Müzik yaşamı boyunca pek çok müzisyene ilham kaynağı olduğu gibi bağlama ustalarına da işlerini yaparken adeta sufle vermiştir. “İnsanın, salt yaşantısı ve yapıp ettiklerinin doğayla uyumlu olduğu müddetçe başarıya erişme şansı vardır.” diyerek hayattaki duruşu hakkında ipucu vermiştir. Öyle ki Kemal Eroğlu meslek hayatını Erkan Oğur’u tanıdıktan önce ve sonra olarak ikiye ayırmaktadır.

Muhtar Cem KARACA

Doğum: 5.05.1945 (İstanbul)

Ölüm: 08.02.2004

9.cem_.karaca.listelist

Muhtar Cem Karaca Türk rock müziği sanatçısı, besteci, tiyatrocu, sinema oyuncusu. Anadolu rock türünün kurucularındandır. Birçok grupla (Apaşlar, Kardaşlar, Moğollar ve Dervişan) çalışmış, kurucu ve yöneticisi olmuş, güçlü bir rock kültü yaratılmasında öncülerden olmuştur.Babası Azerbaycan asıllı Mehmet Karaca ve annesi Ermeni asıllı Toto Karaca (İrma Felegyan) olan Cem Karaca, sanatla iç içe büyüdü. Orta öğrenimini Robert Lisesi’nde yapan Cem Karaca sanatçı bir çiftin çocuğu olduğundan müziğe doğuştan yetenekliydi. Müzik ile ilk tanışması annesinin teyzesi Rosa Felegyan’ın Cem Karaca’ya piyano notaları ve piyano nağmeleri öğretmesi ile olmuştur. Kolej yıllarındayken dünyadaki popülaritesini arttıran rock müziğine ilgi duydu. Kız arkadaşlarını etkilemek için ve arkadaşlarının istekleri doğrultusunda dönemin rock starlarının şarkılarını söyledi. Karaca’nın sesinin keşfedilmesi ise annesi Toto Karaca tarafından olmuştur.

Kazım KOYUNCU

Doğum: 01.11.1971 (Hopa)

Ölüm: 25.06.2005 (İstanbul)

maxresdefault

Kâzım Koyuncu, Laz kökenli Karadeniz müziği ile Rock’n’Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını oluşturan Türk müzisyen, söz yazarı, oyuncu ve aktivisttir. 33 yaşında testis kanserinin akciğerlerine yayılması sonucunda vefat etmiştir. Çocukluğunda “Kemençeci Yaşar” olarak tanınan Yaşar Turna’nın türkülerini çok dinlediğini her zaman dile getirirdi. Kazım Koyuncu çocukluk günlerini anlatırken “Kitap okuyan babamdan kaynaklı olarak diğer çocuklardan farklı oldum” diyerek babasının farklılığın kendisine nasıl yansıdığının altını çizer. Hopa’da bakkallık ve berberlik yaparak ailesinin geçimini sağlayan babası Cavit Koyuncu, 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluş dönemlerinde partililerle tanışmış, dükkanı öğrencilerin kitap-gazete okuma yeri haline gelmişti. Kâzım Koyuncu’nun dört erkek ve bir kız olmak üzere beş kardeşi vardı. Babası, 12 Eylül Darbesi’nde Erzurum’da 6 ay hapis yattığı sıralarda Kâzım Koyuncu 10 yaşındaydı ve ailesi annesi Hüsniye Koyuncu’nun gayretleriyle ayakta kaldı. Babasının aldığı mandolin ve amcasının Almanya’dan getirdiği gitar, Kâzım Koyuncu’nun müzik yaşamının ilk adımlarına neden olur. 17 yaşında köyünden çıkar ve 1989 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girer. 1993 yılında aldığı bir kararla okulu bırakır ve sadece müzik yapmaya karar verir. Bu dönemi Kâzım Koyuncu “Zor dönemler, o okulu bitirip kaymakam falan olacaksın ya da kendi istediğin işi yapacaksın. Ama hep soru işaretleri olacak, sonu nereye varacak? Bu tercihlerden soru işaretli olanını tercih ettim sözlerini dile getirerek ifade etmiştir.

Barış MANÇO

Doğum: 02.01.1943 (Üsküdar/İstanbul)

Ölüm: 1.02.1999 (Kadıköy/ İstanbul)

s-1c3cb342fac1d9b7b8e2f8faba1fa15d09cff02d

Barış Manço , Türk sanatçı, şarkıcı, besteci], söz yazarı, televizyon programı yapımcısı ve sunucusu, köşe yazarı Devlet Sanatçısı ve Kültür Elçisi’dir.  Türkiye’de Rock Müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucuları arasında sayılan sanatçının, müziğe başlangıcı Galatasaray Lisesi’nde olmuştur. Lise öğreniminde okul değiştirmiştir. Şişli Terakki lisesinde eğitimini tamamlayan sanatçı, yüksek öğrenimini Belçika Kraliyet Akademisi’nde,”resim” alanında tamamladı. Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine on iki altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Flemenkçe,Almanca, Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca ve Yunanca olarak yorumlandı. Hazırladığı televizyon programıyla Dünya’nın pek çok ülkesine gitmiş, bu nedenle “Barış Çelebi” olarak adlandırılmıştır. Barış Manço 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı Unvanı’na layık görüldü.1 Şubat 1999 tarihinde, evinde geçirdiği kalp krizi sonucu, kaldırıldığı Siyami Ersek Hastanesinde aynı gece vefat etmiştir.

Fikret KIZILOK

Doğum: 10.11.1946 (İstanbul)

Ölüm: 22.09.2001 (İstanbul)

2cfe4b4f7c77a25c6201042b087c67c1

Münir Fikret Kızılok, Türk Rock Müziği sanatçısıdır. 1946 yılında İstanbul’da doğdu. 22 Eylül 2001’de bir hastanede uzun süredir çektiği kalp hastalığı yüzünden hayatını kaybetti. Hafif Türk müziği için rock tınıları ve deneysel çalışmalarıyla yakın dönemin en önemli sanatçılarından biridir.

Selda BAĞCAN

Doğum: 1948 (Muğla)

selda

Selda Bağcan, Türk Halk Müziği sanatçısı ve bestecisi.1948 yılında, aslen Makedonyalı Türk göçmen bir ailenin çocuğu olarak Muğla’da dünya geldi. Türk halk müziğinin ve Protest müziğin önde gelen adlarından biri olan Selda Bağcan, müzik yaşamına 1971’de Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Mühendisliği öğrencisiyken başladı. Çıkardığı ilk iki 45’lik plak bir milyon dolayında satılınca, meslek olarak müziği seçmeye karar verdi. Türkiye’de ve başta Almanya olmak üzere dış ülkelerde çok sayıda konser verdi. 1972’de Bulgaristan’da gerçekleştirilen Altın Orfe Festivali’nde Türkiye’yi temsil etti.

Ali KINIK

Doğum: 01.01.1974 (Akçadağ/Malatya)

ALÝ KINIK (HAKAN DEMÝR/MANÝSA-ÝHA)

1974 yılında, Malatya’nın Akçadağ ilçesinde doğmuştur. Elazığ Fırat Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Yazıları ve şiirleri, bir çok gazete ve dergilerde yayımlandı. Ayrıca, şarkıları ve şiirleri birçok sanatçı tarafından albümlerde seslendirildi. Ali Kınık gerek kendi kişiliğini, gerekse albümlerinin içeriğini şu sözlerle ifade ediyor: ”Zulme, haksızlığa, Türk düşmanlığına, din düşmanlığına, ahlaksızlığa karşı bir başkaldırıdır bu. Arkamda uyuşturucu baronlarının kirli ve güçlü parası yok. Etkili ve yetkili yerlerde amcam veya dayım yok. Medya desteğim yok. İmanım var, cesaretim var ve kralına eğilmeyecek bir başım var… Yaptığın şeyin adını koy denirse; derim ki: bir tek sazımla dünyaya meydan okuyorum…”

Ali ÖZÜTEMİZ(Kıvırcık Ali)

Doğum: 11.10.1968 (Tokat)

Ölüm: 01.11.2011

maxresdefault

Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali , Türk Halk Müziği sanatçısı.

Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur. Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu. Bir yandan konfeksiyon atölyesinde çalışırken, solfej dersleri alarak ve düğünlerde saz çalarak müzikle ilgisini sürdürdü. 1992 yılında Aşık Nuri Yücel’in Hapishane Ranzaları 2 isimli albümüne bağlamasıyla katılarak ilk profesyonel stüdyo çalışmasına başlamış oldu. 1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar. 1999’da ilk solo albümü Gül tükendi ben tükendim’i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Türkiye’de ve Almanya’da çok sayıda konser verdi, televizyon programlarına katıldı. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi. “Kıvırcık Ali” olarak bilinen sanatçı 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Mustafa YILDIZDOĞAN

Doğum: 10.05.1966 (Konya/Kadınhanı)

mustafa-yildizdogan-14842084262

1966 Konya doğumlu olan Mustafa Yıldızdoğan, çiftçi bir ailenin yedi çocuğundan birisidir.

16 yaşında bağlama ile başlayan şiirleri, besteleri, ilk albümü olan “Doğuyoruz Ufuklardan” ile başlamıştır. 1992 yılında “Üşüyorum” adıyla, 1993 yılında “Türkiyem” ve 1995 yılında Selçuklu Müzik ile son çalışması Han Duvarları oldu. 1996 yılında ilk müzik şirketine ayrılıp Yılmaz Akbaş sahibi olduğu Akbaş Müzik ile anlaşarak transfer olmuş ve 1997 yılında “Yandı Yürekler Yandı” adıyla çıktı. 1998 yılında “Bu Vatan Kimin” , 1999 yılında “Mektup” adıyla, 2000 yılında “İnsanlar” ve 2001 yılında son çalışması “Sevmeyen Bilmez” adıyla çıktı. Akbaş Müzik ile ayrılarak kendi şirketini MYD Müzik kurdu ve “Artık Kafaya Takmam” ilk çalışması oldu. 2003 yılında “Biz Bu Hallere Düşecek Adam Mıydık?”, 2004 yılında “Karşılıksız Sevmedik Mi?”, 2005 yılında “Satan Satana”, 2007 yılında “Ankara’ya Yağmur Yağacak”, 2008 yılında “Şahit”, 2009 yılında “Senin İçin ve “, 2012 yılında “O Gün” adıyla çıktı. MYD Müzik ile sanatçıları Mehmet Borukcu, İbrahim Dülger, Ali Kınık ve Kaya Kamil gibi birçok sanatçıları yer aldı. 2013 yılında “Gurbet Türküleri” albümü 2014 yılında Son Albümü “Nadas” ile devam etmektedir. Evli ve Ahmet, Gülsüm ve İrem isimli üç çocuk babasıdır.

Muharrem ERTAŞ

Doğum: 1913 (Yağmurlubüyükoba)

Ölüm: 03.12.1984 (Kırşehir)

muharrem

Türk saz ve söz ustası. Abdallık geleneğinin ve Bozlak türünün en önemli isimlerindendir.

Ailesi Abdallar diyarı Aksaray Ala Kilise’den gelip, Kırşehir ili Yağmurlubüyükoba köyüne yerleşmiş, Muharrem Ertaş bu köyde doğmuştur. İlk saz hocaları dayıları Bulduk Usta ve Yusuf Usta’dır. Babasının adı Zurnacı Kara Ahmet’tir.

Henüz küçük bir çocukken köylerde sünnet ve düğün törenlerinde, bayramlarda saz çalarak dolaşmaya başladı. Orta Anadolu geleneksel halk müziğinden geniş bir repertuvarı vardı.

Bozlakların yanı sıra halay türünün de örneklerini çalıp söyledi; Karacaoğlan, Şeyh Galip, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu’nun deyişlerini seslendirdi. Bazen de usandım şu yalan dünyadan Aydost çığırmasında olduğu gibi dinsel içerikli türkülerde söylemiştir.

Ses genişliği, rengi ve tınısının yanı sıra, gırtlak nağmeleri, çarpma, titretme ve trilleri, kendine has ses kullanma teknikleri ve bütün bunların yanı sıra kullandığı yiğitçe eda ile Muharrem Ertaş, gelmiş geçmiş en büyük bozlak okuyucusu olarak kabul edilir. Muharrem Ertaş’ın sesi Japonya’da incelemeye alınmış ve hatasız bir ses olduğu ve böyle bir sesin Dünya’da olmadığı ortaya çıkarılmıştır.

Oğlu Neşet Ertaş, babasından aldığı eğitimle son yüzyılın en büyük ozanlarından biri olmuş ve Türk halk müziğinde bir ekol olarak kabul edilmiştir. Neşet Ertaş ise babası hakkında yaptığı her söyleşide ”Muharrem usta” diye hitapta bulunur.

Muharrem Ertaş’ın mezar taşında şu sözler yer alır: İşte geldim, işte gittim. Güz çiçeği gibi bittim. Yalan dünyada ne iş tuttum. Ömrüceğim geçti, gitti.

Batuhan Gürhan

Farklı Kalın ve Farklı Kılın https://www.instagram.com/batuhangurhan/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir