Biyografi Kitapları Severlere İş Bankası Kültür Yayınları’ndan Farklı Hayatlar

İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2002 yılında başlatılan bu seri Türkiye’de gelmiş geçmiş önemli insanların biyografilerini röportajı andıran sohbetlerle kaleme alındığı bir kitaplar serisidir. Özellikle biz gençler için önem taşıyan bir seri olduğunu düşünüyorum. Seride yaşamları anlatılanlar içinde Prof Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Celal Şengör, Prof. Dr. Türkan Saylan, Prof. Dr. Halil İnalcık,  Müjdat Gezen, Erol Günaydın, Prof. Dr. Doğan Kuban, Hayrettin Karaca, Aydın Boysan, Neşet Ertaş ve Adalet Ağaoğlu gibi daha pek çok isim var. Hayatlarını kendi ağızlarından anlattıkları bu kitaplarda yaşadıkları tüm zorluklar, başarılar, yükselişler, çöküşler, hayat felsefeleri ve onlara dair merak ettiğiniz pek çok konu bu kitapların içinde saklı. Öyle ki söyledikleri sözlerle ufkumuzu açıyor, hayata dair farklı bakış açıları yaratıyor ve çeşitli konularda farkındalık yaratıyorlar. Ben öncelikle, biz gençleri bu isimlerin gizli dünyaları ve tecrübeleriyle bizi buluşturan başta İş Bankası  Kültür Yayınları’na daha sonra onlarla bu söyleşileri gerçekleştiren serinin yardımcı kahramanları yazarlara ve asıl kahramanlara bu yazıyla birlikte teşekkür etmek istiyorum. Ve herkesin okumasını şiddetle tavsiye ediyorum. Bu serinin kitaplarına kısaca göz atacak olursak şu şekilde

1

1-Bir Bilim adamının serüveni “Celal Şengör” kitabı

Avrupa Bilimler Akademisi’nin ve Amerikan Bilimler Akademisi’nin ilk Türk üyesi, Rus Bilimler Akademisi’ne Fuat Köprülü’den sonra seçilen ikinci Türk, Türkiye Bilimler Akademisi’nin en genç kurucu üyesi, TÜBİTAK Bilim Ödülü kazanan en genç bilim adamı… İki şeref doktorası, Paris’te Collège de France’da profesörlük, ulusal ve uluslararası otuz bir adet şeref payesi ve ödül… Jeolog Prof. Dr. A. M. Celâl Şengör’ün sıfat ve ödüllerinin bir kısmı. Şimdilik…

Neden dünyanın en saygın akademisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor, sorusunun cevaplarından bazıları:

– Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koydu ve  Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetti,
– Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkardı,
– Kıta-kıta çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözdü,
– Levha tektoniği içinde Türkiye’nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği haline gelen bir makale yazdı (Yücel Yılmaz ile birlikte).

Öte yandan hali, tavrı ve fikirleriyle renkli bir kişilik, Celâl Şengör. Çılgın bir ışıkla parlayan gözleri, papyonu, yüksek volümlü neşeli sesi, havada çınlayan kahkahaları ve canlı el kol hareketlerinden her zaman belli olmasa bile aristokrasisiz ülkenin fikrî aristokratı. Çalışkanlığı, bilgisi ve enerjisiyle genç yaştan itibaren hüsnükabul gördüğü dünya jeoloji camiasına yön verenler arasında. Ama onun gözündeki en büyük değer, beş yaşında maskotu olduğu günden bu yana fizikî ve kalbî irtibatını hep sürdürdüğü Türk Hava Kuvvetleri. Bir de yeterince önem verilmediğini düşündüğü ve bunun için ülkesine sitem duyduğu Atatürk ilkeleri.

2

2- Güneş Umuttan Doğar “Türkan Saylan” kitabı

Eski bir söylence, Tanrı’nın otuz altı iyi insanın yüzü suyu hürmetine dünyayı yok etmekten vazgeçtiğini anlatır. Bu bir masaldır ama, dünyanın yaşanabilir bir yer olmayı erdemler sayesinde sürdürdüğü, gerçektir. Doğruluk, adalet, merhamet, iyilik, vefa, incelik, çalışkanlık, özveri gibi değerlerle karşılaştığımızda gözümüzün ışıyıp, içimizin ısınması, unutmaya başladığımız insani özümüzle karşılaştığımızı fark etmemizden kaynaklanıyor olmasın sakın? Ya bu değerlerin hepsini birden bir insanda bulmak? İşte bu mucizedir ve bu yüzden de seyrek görünür. Türkan Saylan, seyrek bulunan bu tür insanlardandır. Yalnızca söyledikleri ve yazdıklarıyla değil, yaşamıyla da öğreten bir öğretim üyesi… Tüm çocukları öz çocuğu gibi gören bir anne… Hastalığa, hastanın açısından bakmayı; hastayı, hastalığı taşıyan bir organizma olarak değil, insan olarak görmeyi başarabilen bir “arkadaş hekim”… Cüzzamı ülkemizden ve dünyadan silme yolunda büyük başarı sağlamış, bu alanda yaptığı çalışmalarla dünyanın sayılı cüzzam otoritelerinden biri olmuş, Gandhi Ödülü’ne layık görülmüş bir bilim insanı… Ülkesinin, dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında olmayı hak ettiğine inanan, cehaletle, dogmayla, çıkar ilişkileriyle savaşmaktan geri durmayan bir aydın… Çocukluk arkadaşlarını hâlâ okul numaralarıyla anımsayan, topluma ve insanlığa hizmet etmiş olan herkese vefa duygusuyla bağlı bir dost… İnsanüstü bir çalışma temposuyla yıllardır halk sağlığı için, eğitim için, çağdaşlaşma için, kadın ve insan hakları için, demokrasi için, ülkesinin ve insanlığın aydınlık geleceği için didinen bir eylemci, bir Cumhuriyet kadını… Ve daha birçok erdem… Bu kitapta, belki de uzaktan tanıyıp merak ettiğiniz Türkan Saylan’ın özel yaşamını, mutluluklarını, düşlerini, umutlarını, düşüncelerini bulacaksınız. Neredeyse yetmiş yıllık bir yaşam öyküsüyle gözünüz ışıyıp, içiniz ısınacak. Güneşi doğuranın aslında umut olduğunu göreceksiniz…

 Mehmet Zaman Saçlıoğlu

 3

3-Zaman Kaybolmaz “İlber Ortaylı” kitabı

Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…

Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur. Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz. Herkes kendi talihinin mimarıdır. Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer.

Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.

İlber Ortaylı
Şubat 2006, İstanbul

45

4- Bir Rönesans Adamı “Doğan Kuban Kitabı”

Mutluluğu yürek ferahlığı olarak değil, aklın tatmini olarak gören, aklına uymayan tutum, davranış ve sözlere karşı lafını esirgemeyen bir akıl adamı.

Yüzlerce yıllık karanlıktan sonra dünyamızı aydınlatanların; resim ve heykel yaparken tıpla, anatomiyle ilgilenen, köprüler tasarlayan, yazan, çizen, düşünen Rönesans adamlarının bu çağdaki ve bu topraklardaki bir tezahürü. “İnsan, toplumun yarattığı her şeye; sanata, düşünce ürünlerine ilgili olmalıdır. Dünyaya merakla bakmalı ve heyecanlanmalıdır” diyerek mimarlıktan tarihe, felsefeden edebiyata birçok alana ilgi, merak ve heyecan duyan, kendini belli bir konuyla sınırlamayıp farklı dallarda eserler veren bir bilgi adamı.

Ama aynı zamanda bahçesinde domates yetiştiren, kendisine tanınan zengin olanakları reddederek memleketinde yaşamayı seçen ve toplumsal mutluluğu sevgide arayan bir gönül adamı:

“Dünyada insanlar var, gönüller var. Bu gönüller, kalabalıkta bazı insanlarda ışıldar. Dünyayı aydınlatan onlardır. İnsan ne kadar bilgili ve akıllı olsa da kinden uzak, alçakgönüllü, sevgi dolu bir gönlü olmazsa, huzursuzluk tohumudur. Kişisel mutluluk aklın tatminiyse, toplumsal mutluluk, ışıldayan gönüllerin varlığıdır.”

6

5-Neşet Ertaş Kitabı “Gönül Dağında Bir Garip”

“Bu türkü de mi onunmuş?”
Türkü seven, türkülerle ilgilenen, türkü dinleyenler arasında bu şaşkınlığı yaşamayan yoktur. Aklımıza, dilimize ve gönlümüze takılan; kimindir, ne zaman yakılmıştır diye düşünmeden çaldığımız, söylediğimiz, mırıldandığımız türküler, bir de bakarız, Neşet Ertaş’ındır.

Şimdiyi, tam şu anda içinde bulunduğumuz ruh halini anlatan türküler de onundur; çok uzak geçmişlerin, artık çoktan gerilerde bıraktığımızı zannettiğimiz başka hayatların, başka toprakların sesini havalandırarak bize getiren türküler de… Bir bakarsınız gönlünüzün bam telinden yakalanmış, takılıp kalmışsınızdır Neşet Ustanın binlerce yıllık Abdal birikiminin ürünü gırtlak nağmelerine.

Neşet Ertaş, sadece türkülerinin havalarıyla, bugüne kadar aşılamayan ses ve saz ustalığıyla havalandırmaz insanı. Türkü sözleriyle, pek açığa vurmadığı düşünce dünyasının kapısını aralar: “Evvelim sen oldun, ahirim sensin/ Batınım sen oldun, zahirim sensin” diyerek çarpar insanı.

“Biz erkekler olarak insanoğluyuz. İnsan, bizim analarımızdır. Biz erkekler olarak insanoğluyuz ve insana benzeriz. Onların yüzü suyu hürmetine biz de insanız” diyen engin gönlün kaynağına, türkü sözlerinde kapısı aralanan Neşet Ertaş’ın o saklı iç dünyasına, bu kitapla gireceksiniz. Neşet Ustanın ifadesiyle, kendisinin okuduğu şekle ilk kez bu kadar yakın notaya geçirilen dört türkü: Evvelim Sen Oldun, Acem Kızı, Yazımı Kışa Çevirdin, Ey Erenler Hak Aşkına.

 78

6- Hayat Tatlı Zehir “Aydın Boysan Kitabı”

Şişedibi gözlüğün içinden hınzır bir zekâ ve hayırhah bir mutlulukla parıldayan iki göz ile kahkahalar eşliğinde neşeli söz: Aydın Boysan. Bir sohbet adamı, o. Yolu-yordamıyla, demiyle, muhabbetiyle sohbetlerin adamı. 60’ından sonra yazarlığa başladığından bu yana öylesine geride kaldı ki, unutuldu sayılır; aslında 55 yıl hizmet vermiş başarılı bir mimar.
Cesurca yaşamış, bilmediği denizlere açılmaktan çekinmemiş, uzun hayatında yaşadıklarından ve dostluklarından süzdüklerini, “feylosofça” sentezlemiş bir hayat bilgesi…

“İnsanlar en çok, ölüm ve hastalık gibi şeyleri ciddiye almış görünüyorlar. Kolayına kaçmak bu! Zor olan, neşeyi ciddiye almak.
Yaşayışın sözünü etmekten kaçınmak, korkaklık olur. Bir dostun başka dünyalara göçüşü, cenazesinin kalkışı… Yürek yakmaz da ne eder? Ama o ateşi gömmeli… Neden mi? Küllenmeyen ateş biter. Bilmez kalorifer çocukları, ertesi sabah karıştırılan mangaldaki minicik kıvılcımların, nasıl yürek ısıttığını… Göçen dostları, tıpkı küller gibi, sevgiye gömmeli, ara sırada açıp yüzünü görmelidir.
Gidenleri sevgimize gömdük; kalanlara bir çift sözüm var:
Gitmeye acelemiz yoktur!”

 

9

7- Türk Sanayiinde Bir Uzun Yol Kaptanı “Hasan Subaşı Kitabı” 

Türk Sanayii Tarihini inceleyecek olursak Arçelik’in ve onun liderlerinin Türk sanayiinin gelişmesinde ne kadar önemli bir rol oynadığını görebiliriz. Şimdi her evde bulunan ve sıradan eşya olarak gördüğümüz başta buzdolabı olmak üzere ‘beyaz eşyaların bir zamanlar sadece yurt dışından ithal edilen ve ‘lüks eşya’ sınıfına girdiğini hatırlamamız ve bilmemiz gerekir. Bu eşyaların her eve girebilmesi için önemli stratejik kararlar verilmiş, riskler alınmış, özverili yaşamlar devreye girmişti. Ülkemizdeki hemen hemen her eve girerek yaşamımızı kolaylaştıran ürünler sunmayı misyon edinmiş Arçelik’in bu efsanevi liderlerinden bir tanesi de Hasan Subaşı’dır.

Türkiye’nin en önemli topluluklarından Koç Topluluğu ve onun amiral gemisi Arçelik’te 40 yıl dümen başında bulunan Hasan Subaşı’nın hikayesi.

KAYNAK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir