Bir Milletin Özlemi: 10 Kasım

Fikirler Ölmez

10 Kasım… Bize ölümsüzlüğün tarihini anlatır 10 Kasım… Bir milletin kurucusuna duyduğu hasretin tarihidir. 80 yıl önce bu tarihte Dolmabahçe Sarayı’nda mavi gözlü dev gözlerini ebediyete açtı. Aramızdan ayrılalı 80 yıl oldu belki ama sanki ilk günün acısı gibi milyonlar onu acı, hasret ama en önemlisi gururla andı.

Aramızdan ayrılmış olsa da fikirleri hala devam ediyor. Onun kurduğu ilkeler ve fikirler hala yaşıyor ve yaşamaya devam edecek. Bize bıraktığı en önemli fikirlerden biri ise eğitim. Belki anlamını çok kavrayamadığımız ama sürekli işittiğimiz sözü “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.”  Onu Atatürk yapan savaşlarda ki başarısı değildir sadece, 4 senelik uzun ve kahredici savaş döneminde tüm zorluğuna rağmen 1921 yılında topladığı Maarif Kongre’sidir. Ortamı bir hayal edin, Eskişehir-Kütahya savaşları yapılmakta, düşman ordumuzu yenmiştir. Top sesleri Ankara’dan duyulur hale gelmiştir. Gazi paşa ile Garp cephesi komutanı İsmet Bey ordumuzun geri çekilmesi emrini verirken, mecliste Gazi paşaya karşı muhalefet tarafından büyük bir baskı yapılmaktadır. Milli Maarif Bakanı Hamdullah Suphi Bey daha önceden planlanmış bu kongrenin ertelenmesini teklif eder. Büyük lider orada tarihe geçen sözünü söyler: “En büyük savaşımızı cehalete karşı vermekteyiz.” Savaş esnasında bile eğitimi düşünen bir lider. İşte budur onu Atatürk yapan en büyük şeylerden biri.

Son Gün

Hayatını ülkesine ve milletine adamış adam uzun ve zorlu günlerden geçmiştir. Bu zor günlere ek olarak kendisi aynı zamanda alkol ve sigarayı haddinden fazla tüketmektedir. Doktorların tüm telkinlerine rağmen son aylarına kadar bırakamamıştır. Başında sürekli doktorlar bekler ve bir şey olması durumunda müdahale ederlerdi. Enteresan bir şekilde vefatına asıl sebep olan karaciğer ağrılarını doktorlardan hiçbiri görememiştir. Atatürk bir gün yemekte masasında oturan bir doktora dönerek “son günlerde kaşıntılarım arttı ve vücudum iyice kızarmaya başladı.” der. Atatürk’ün koluna bakan doktor kendinden emin bir şekilde “Karınca ısırmasıdır, paşa hazretleri.” demiştir. Atatürk bu olaydan sonra Yalova kaplıcalarına gitmiştir. Saray tamamen ilaçlanmıştır fakat kaşıntılar geçmemiştir. Yalova kaplıcalarında iken derdini kaplıca müdürü Nihat Reşat Belger’e açmıştır. Nihat Reşat Bey hastalığın karıncalarla alakası olmadığını ve karaciğerden olabileceğini söylemiştir. Paşanın artık düzenli bir hayata geçmesi gerektiğini ve sigara, alkolü bırakmasını rica etmiştir. Fakat artık çok geç kalınmış, hastalık iyice yayılmıştır.

2_790x445

O gün geldiğinde Dolmabahçe’de yatağında istirahat ediyordu. Odada başucunda Mehmet Kâmil Berk, bir elini karyolaya yaslamış, diğer elindeki ıslatılmış pamukla Atatürk’ün ağzına su vermeye çalışıyordu. Arada bir başını Operatör Mim Kemal Öke’nin omzuna dayayıp, hıçkırıyordu. Ayakucunda üzüntüsünden sapsarı kesilmiş bir çehreyle Prof. Dr. Süreyya Hidayet Serter ile Dr. Abravaya Marmaralı taban reflekslerini kontrol ediyorlardı. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden kendinden geçmiş, odanın içinde telaşlı adımlarla durmadan dolaşıyor ve ağlıyordu. Muhafız Komutanı İsmail Hakkı Tekçe ve Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak da yatağın sol tarafında ayakta bekleşiyorlardı. Hizmetlilerden Mehmet Mete, Rıdvan Gurari ve Rıza Tığlı ile Binbir Hanım bir kenara büzüşmüşlerdi.

Saat 09.05 olduğunda gözlerini bir daha açamadı…

Başyaver Salih Bozok ağır adımlarla alt katta ki yaver odasına indi. Beylik tabancasını çıkardı ve bir el ateş etti. Onun olmadığı bir dünya da yaşayamam dediği bilinmektedir. Odaya hemen Operatör Mim Kemal Öke girdi. Hastaneye götürülen Salih Bey kurtarıldı ve 3 hafta sonra taburcu edildi. Cenaze törenine katılmadı. Salih Bey’in aslında intiharı daha önceden planladığı sonradan anlaşıldı. Tanıdığı birkaç doktora en rahat ölüm şeklinin ne olduğunu, mesela kafaya ateş etmenin kesin ölüm getirip getirmeyeceğini bile sormuştu. ‘‘Başa sıkılan kurşun pek garantili değildir, insan ölmeyebilir ama kör kalır. En ideal intihar kalbe ateş etmektir’’ cevabını alınca kalbine ateş etmiştir.

11 Kasım

11 Kasım 1938’de Türkiye babasını kaybetmiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu ve milletimizin kurtarıcısı olan adam hayata gözlerini yummuştur. Milyonlar gözyaşlarına boğulmuş bu muhteşem adamı dünya sahnesinden çekilişini hüzünle izlemişlerdir. Dolmabahçe Sarayının penceresinden boğazda onu görmek için onu görmek için denize atlayan gençler gözüküyordu. Atatürk’ün vefatından yalnızca bir gün sonra en yakın silah arkadaşı İsmet Bey büyük millet meclisinin ittifakıyla cumhurbaşkanlığı görevine seçilmiştir. Atatürk’ün naaşı Etnografya Müzesine götürülmüş ve vasiyeti üzerine 81 ilden vatan toprağı istenmiştir. Yıllar sonra ebedi istirahatgahı olan Anıtkabir’e geçtiğinde onunla birlikte topraklarda taşınmıştır. 11 Kasımda Türk ve dünya basını bu kahredici haberi manşetlerine taşımışlardır:

Volkischer Beobachter Gazetesi_790x445

 

Volkischer Beobachter Gazetesi

Atatürk Türkiye’yi tek düşman kalmaksızın bırakmıştır. Bu zamanımızın hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.

 

Chicago Tribune Gazetesi_790x445

Chicago Tribune Gazetesi

Dünya sahnesinden tarihin en dikkat çekici adamlarından biri geçti.

Paris-soir_790x445

Paris-soir

Sırasıyla ihtilalci ve asi, sonradan muzaffer bir kumandan olan “Türklerin babası”. Yeni Türkiye’yi yarattı, sultanları kovdu, kadınlara hürriyet verdi fesi kaldırdı, ülkesinde radikal bir inkılap yaptı.

Unutmayacağız

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.” Dünya tarihinde hiçbir millet bir lidere bu kadar bağlı değildir belki de. Türkiye’nin farklı noktalarında anma törenleri gerçekleşir 80 yıldır olduğu gibi. “Ankara buradan ne kadar güzel görünüyor” dediği Rasat Tepe’de ki ebedi istirahatgahında binlerce insan atasını bir kez daha rahmetle yâd ediyor.

Onun ve silah arkadaşlarının ruhları şad olsun.

Özgün İçerik: Bu içerik Öğrenci Kariyeri yazarlarından Enes Eren tarafından oluşturulmuştur.

 

Enes Eren

Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir