Bir Adım Öteye: Kendinizi Markalaştırın!

Küçük yaşlardan itibaren hepimize dikkat çeken şeylerin “farklı” olduğu bilinci aşılandı. Biz de bu bilinçle yaptığımız her işte bir farklılık yaratmaya çalıştık. Belki de hepimiz kendimizi farklı sandık; ama hiçbirimiz satrançtaki piyondan ileri gidemedik. İşte size isminizi bir marka haline getirmeye yardımcı olacak bir yazı! Hafızalara kazınmaya hazır olun.

being_different

 

Hayatta hangi konumda/statüde olursanız olun, yaptığınız iş ne olursa olsun yıllar geçse de isminizi hatırlatmanın taktikleri aslında çok basit. Yaptıklarım imza olsun, ama ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilemiyorum diyorsanız işe önce kendinizi tanımayla başlayın. Neleri yapmaktan hoşlanıyorsunuz, kişilik özellikleriniz neler, insanlar sizde en çok hangi özellikleri takdir ediyor gibi sorulara yanıt verebiliyor olmanız gerekiyor. Kendinizi olabildiğince az kelimeyle ve olabildiğince etkili bir şekilde tanımlamanız önemli. Örneğin kendinizi yaratıcı, hızlı, sempatik, dakik gibi sıfatlarla nitelendirmek ilk adım için iyi bir başlangıç olabilir.

Bu yolda yapılacak ikinci adım ise markanıza bir motto belirlemek olacak. Hedefinizi hep göz önünde bulunduracak kısa bir cümle sizi ihtiyacınız olan her an motive edebilir. Bir basın-yayın öğrencisiyseniz “Türkiye’nin en iyi gazetecisi olacağım.”, ya da bir mühendis iseniz “İnsanlık yararına çok önemli adımlar atacağım.” diyebilirsiniz.

Üçüncü planda kendi imzanızı öne çıkaracak bir eser oluşturmak var. Zor bir dersin sınavından yüksek bir not alabilir, projelerde liderlik edebilir ya da karşılaşılan herhangi bir probleme akılcı çözümler sunabilirsiniz. Burada önemli olan fark yaratacak detaylar bulmak ve işinize bunları yansıtmaktır. Bunun için küçük bir SWOT analiziyle güçlü yanlarınızı belirleyebilir ve bunları yaptığınız şey her neyse imza olarak kullanabilirsiniz. Örneğin çok konuşan biriyseniz, yaptığınız sunumlarda önemli noktalara nasıl dikkat çekeceğinizi bilirsiniz. Alıcıya istediğini vermede kendi markanızı oluşturabilirsiniz.

swot

Bunlar haricinde kişiliğinizle de bir marka oluşturmalısınız. Yaptığınız işi göze girmek, ün kazanmak, prim sağlamak için değil o işi en iyi şekilde bitirmek için yapmalısınız. Elbette yaptığınız şey sizi geliştirmeli. Ama bu süreçte egonuza yenilip işten çok kendinizi ön plana koymanız anlamına gelmiyor. Kendinizi markalaştırmada kazanılan paranın ya da sahip olunan kıdemin bir önemi yoktur. Karşı tarafın gözünde yarattığınız prestij aslında tam olarak sizin markanızı oluşturur. O yüzden, tam da burada dengeli davranmanızın önemi büyük.

İş bitirmeye olan odağınızı artırın. Kısıtlı imkanlarla, çalışılması en imkansız insanlarla ve her şeye rağmen başarmak önceliğiniz olsun. Burada kendinizi dart tahtasının merkezine giden bir ok olarak görmelisiniz.

Elbette insanlarla kuracağınız ilişkiler de sizi bir adım ileri taşıyacaktır. En başta takım arkadaşlarınızla olan “sempatik kanal”ınızı iyileştirin. İyi bir network oluşturun ve çalıştığınız insanların sizi daha ileri götürmesine izin verin.

Kendinizi markalaştırırken karşınıza çıkan zorluklar aslında markanızı ne kadar güçlü temellere kurduğunuzu gösterecektir. Sorunların üstüne gitmeyi ve çözmeyi ilke edinmelisiniz. En başta belirlediğiniz hedefi kendinize sık sık hatırlatmak size ayakta kalma gücü verecektir.

personal-brand-777x437

Buddha’nın da sözünü ettiği gibi: “ Marangoz ağaca şekil verir. Savaşçı okunu hazırlar. Akıllı insan kendini şekillendirir.”

Özgün İçerik: Firuze Yüksel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir