Beyin Egzersizi Mi? Eğlence Mi?

İnsanoğlu olarak çoğu zaman zihnimize gerekli özeni gösteremiyoruz, göstermiyoruz. Sahip olduğumuz bir kanının buna neden olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kanı; beynimizi, zihnimizi bir dönemden sonra geliştiremeyeceğimizdir. Yapılan araştırmalar ise bu durumun tam tersi sonuçları iddia etmekte. Beynimiz kendini sürekli olarak geliştirir. 80 yaşında veya 20 yaşında olsak da.

Beyin egzersizleri yapmak düşünüldüğü kadar sıkıcı bir durum değil. Çeşitli oyunlarla arkadaşlarınızla hem eğlenirken hem de beynimizi geliştirebiliriz. İşte hem eğlenip hem de gelişmeye olanak sağlayan oyunlardan bazıları şunlardır:

 

Satranç

ows_143354437272670_790x445

İlk olarak Hindistan’da ortaya çıkmıştır. Oradan diğer bölgelere yayılmaya başlamıştır. Avrupa’da o kadar çok rağbet görmüştür ki bu oyuna “Kraliyet Oyunu” bile denilmiştir. Strateji oyunlarının başında gelmektedir. İki kişiyle satranç tahtasında ve satranç taşlarıyla birlikte oynanır. Oyunda amaç, rakip oyuncunun şahını hareketsiz duruma getirerek mat etmektir.

Satranç, üzerinde çokça düşünmek gereken bir oyundur. Hamleler saatlerce dahi sürebilmektedir. Büyük bir zihinsel güç ve dikkat gerektirdiğinden dolayı zihnimize sayamayacağımız kadar yararı vardır. Mesela; satranç oynayan kişilerin  düşünme, sorgulama ve yorumlama yetenekleri oynamayanlara oranla daha yüksektir. Çabuk ve yerinde kararlar verilmesine olanak sağlar, hafızayı geliştirir, sorumluluk duygusunu bireye aşılar. Odaklanma süresini uzatır, hedefe ulaşmak için bazen insanın kaybetmesi gerektiğini öğretir.

 

Dama

KALENDER-dammen-1024x768_790x445

Bu oyun, ilk başlarda Mısırlılar tarafından oynanmaya başlanmıştır. Fakat günümüzde de oynanmaktadır. Osmanlı döneminde en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Genellikle Osmanlı coğrafyasında oynanmaya devam ettiğinden dolayı “Türk Daması” olarak anılır. Her yaş grubuna hitap eden oyunlar arasındadır.

İki kişi arasında geçer. Oyun, beyaz taşın hamle yapmasıyla başlar. Amacı, rakibin taşlarını alarak onu zayıflatmak ve taşlarını ele geçirerek oyunu kazanmaktır. Bu oyunu oynayan oyuncular her zaman hafızası kuvvetli, dürüst, hakkını savunan, sabırlı, yüksek ahlaklı vb. özelliklere sahip olması gerekir. Çünkü bu oyunun temelinde centilmenlik yatmaktadır.

Yapılan araştırmalar, zihni canlı tuttuğunu, vücut sağlığını güçlendirdiğini gösteriyor. Bireysel güç ve yetenekleri açığa çıkarmaya yardımcı olur. Bireylere çok yönlü düşünmeyi de amaç edindirir.

 

Puzzle

Jigsaw-pieces_790x445

Puzzle, problem çözme yetisini geliştiren bir eğlence aracıdır. John Spilsbury tarafından ortaya atılmıştır. İlk başlarda sadece belirli bir yaş kitlesine hitap ederken, zamanla kendini geliştirip her yaşa hitap eder hale gelmiştir.

İlk başlanıldığı zamanlarda çok fazla parçası olan puzzle çeşitlerinin tercih edilmemesine dikkat edilmelidir. Çünkü zordan başlamak insanda pes etme duygusunu yaratabilmektedir. Görselin çok fazla karışık olmaması da dikkat edilecek diğer detaylardandır. Kenar parçalarının belirlenmesi ve yerlerine yerleştirilmesi oyunun daha kolay ilerlemesine olanak verir.

Puzzle insanlara sabırlı olmayı öğretir. Sorumluluk duygunu geliştirir. Çünkü parçalarının saklanması önemlidir. Bir parça dahi kaybolsa puzzle tamamlanamayacaktır. Bu durum da kişinin kendisini parçaları muhafaza etme konusunda sorumlu hissetmesini sağlar. Hafızayı güçlendirdiğinden puzzle ile uğraşanlar da hafıza güçlüğü çekilmesi daha azdır. Boş zamanların değerlendirilmesinin yanında puzzle bittiğinde bir çerçeve içine yerleştirilerek sevdiklerinize verebileceğiniz bir hediyeye dönüşecektir. Mantıklı ve yaratıcı düşünmeyi arttırır. Parçaları birleştirdikçe görsel ortaya çıkmaya başlayacak ve bu da insanın mutlu hissetmesini sağlayacaktır. En önemli etkisi ise puzzle ile ilgilenmeye başlayınca artık uykusuzluk bir hayale dönüşecektir.

 

Go

alphago_vs_jie_feature_790x445

Japonlar “İgo”, Çinliler “WeiQi”, Koreliler “Baduk” ve bizim de “Go” olarak adlandırdığımız bir oyundur. Bu oyuna dair bazı efsaneler vardır.

”Efsaneye göre, Go oyunu, Çin kralı Yao’nun oğluna astronomi öğretmeye çalışırken bir tahta üzerine taşları dizerek yıldız sistemlerini anlatmasıyla doğmuş. Başka bir efsane ise oyunun doğuşunu Yao’nun oğluna disiplin, konsantrasyon ve ruhsal dengeyi öğretmek için bu oyunu icat ettiğini öne sürer. Bir diğer efsane ise eski Çin generallerinin savaş alanlarında stratejik planlamalar yapmak için yanlarına aldıkları tahta ve taşların Go oyununu doğurduğunu belirtiyor. Bu efsanelerin ve Go oyununun alt metninde Taoizm, Budizm, Zen ve özellikle Yin-Yang felsefeleri bulunuyor.”

İki oyuncu tarafından sırayla oynanır. Oyuncular, siyah ya da beyaz taşı temsil eder. İlk hamle siyah oyuncu tarafından yapılır. Oynanan taş yerinde kalır ve hamle sırası geldiğinde oyuncu tahtaya yeni bir taş koyar. Nefes kuralı, iki göz kuralı, ko kuralı gibi kurallara dikkat edilerek oynanır. Amacı, kuşatarak daha fazla alana sahip olmaktır. Fakat kuşatırken rakibi kontrol altında tutmak önemlidir. Karşılıklı pas geçtiklerinde oyun biter. İki oyuncunun alanları sayılır ve kimin alanı fazlaysa kazanan odur.

Satrançta olduğu gibi bir hiyerarşi yoktur. Taşların değeri bulundukları konumla belirlenir. Taşlar stratejik ve güvenli bir pozisyona yerleştirilmelidir. Oldukça zor bir oyundur. Çünkü istediğimiz kadar stratejik düşünebilirsiniz. Bir sonu yoktur bu düşünmenin. Aslında bu oyunun sırrı, kendi kişiliğinizi ve rakibinizi yakından tanımaktır. Birkaç hamle sonrasını öngörmek oldukça zordur diyebiliriz. Çünkü hamle özgürlüğü vardır. Taşı tahtada istediğiniz yere koyabilirsiniz birkaç istisna dışında. Daha avantajlı bir konuma gelmek, taşları esir almaktan daha önemlidir. Rakibi tamamen yok etme durumu yoktur. Bu oyun, birçok atasözünün oluşumunda da temel olmuştur. Hayatın gerçeklerini minyatür olarak gösterir.

Go oyunu, diğer oyunların aksine beynin sağ lobunu geliştirmekte, uyarmaktadır. Kalp krizinin önlenmesinde de önemli rol oynar. Çünkü stres oranını düşürür. Herkesin birbiriyle kolayca arkadaş olabilmelerini sağlar. Dolayısıyla yaş, milliyet gibi farkları aşan bir oyundur.

İşte bu oyunlarla yukarıda geçen kazanımları hayatımıza eklemiş oluyoruz farkına varmadan. Bilinçaltımıza yerleşen bu kazanımlar ihtiyacımız olduğu an da birer birer gün yüzüne çıkmaya başlayacaktır.

Özgün İçerik: Meryem Yüksel

Meryem Yüksel

mrymyksl19@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir