Bana Yasaklarını Söyle, Sana Özgürlüklerini Söyleyeyim

Bu lafın doğrusu elbette ‘bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim’. Ama fark ettim ki bu ilişki insanın kendine veya bir başkasının ona koyduğu yasaklarla, kişinin özgürlük kavramı arasında da görülebilir. Kısaca açıklamam gerekirse yasaklarımız aslında çoğu zaman özgürlüklerimiz ile aynı oluyor. Bize bir şey yasaklandığı zaman onun yeni özgürlük sınırımız olması çok muhtemel.

Peki beni böyle düşündüren şey neydi? Önceki yazılarımda da olduğu gibi deneyimlerim ve gözlemlerim.

Klasik hikayelerle başlamak istiyorum. 18 yaşına kadar ailesi tarafından ve devlet tarafından araba sürmesi yasaklanan gencin, yaşını doldurduğunda yapmak istediği ilk şey genellikle ehliyet almaktır veya daha kötüsü arabayı sürmektir. Daha önce yasaklandığı için ve şu an gerekli şartları yerine getirdiği için, kendisinin yeni  özgürlük kavramı araba kullanmaktır.

Şu an bir sokak röportajı yapıyor olsaydık, özgürlük kavramı için eminim çok farklı tanımlamalar duyacaktır. Belki biri, istediği eşyayı veya ürünü istediği zaman almak.Bazılarınız bunun nasıl bir özgürlük ifadesi olabileceğini sorgulamış olabilir ama aslında bunu anlamak kolay. Geçim sıkıntısı çeken biri veya ailesi tarafından satın aldıkları kısıtlanan biri yani kısaca alım konusunda ister istemez ‘yasaklanan’ birinin özgürlük kavramı elbette istediği ürünü istediği zaman almak olacaktır.

WhatsApp Image 2019-08-28 at 12.54.45

Bahsettiğim bağlantının aslında çok ütopik olmadığını biliyorum. Çünkü herhangi bir şeyin özgürlüğünden bahsediyorsak aslında onun şu an yasaklı olduğunu söylememiz mümkün.

Günlük hayatımızda bu bilincin oturması bence çok önemli. Çünkü özgürlük güzel bir his ve ona ulaşma isteği de insana çok fazla güç verebilecek bir istek. Özgürlük hissinin insana verdiği gücü doğru yönlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hem her yasaklanan şeyi tehdit olarak alıp tüm gücümüzü küçük büyük ‘özgürlüklere’ yönlendirmemeliyiz hem de kendi kendimizi yasaklara boğup özgürlük kavramını kendimizden uzaklaştırıp anlamını yitirmesine sebep olmamalıyız.

Önceden izlediğim iki TED konuşmasında sinirlenmenin (öfkenin) ve hasetin iki olumsuz duygu olarak görülmesine rağmen aslında yaşanması doğal olan ve bunların sebeplerine inip bunlardan pozitif sonuç çıkarmayı yani bize verdiği gücü doğru yönlendirmemiz gerektiğini dinlemiştim.Benim için bunların arasına özgürlük istediği de giriyor. Bu hissi de doğru yönlendirdiğimizde aradığımız gücü ve doğru sonucu bulabileceğimize inanıyorum.

Özgün İçerik: Bu içerik Öğrenci Kariyeri yazarlarından Saliha Turgut tarafından oluşturulmuştur.

Kaynak: Bir de Benden Dinleyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir