Acımasız Dünya Sendromu

Televizyonlar, yaşadığımız dünyayı yansıtmakla beraber tam tersi bir algı ile yeni bir gerçeklik de yaratabilir. ‘Acımasız Dünya Sendromu’ ismi verilen bu rahatsızlık, özellikle de dizi müdavimlerinin gerçek hayatlarında zorluklar yaşamalarına neden olabiliyor. Televizyon, yaşadığımız gerçekliği yansıtmakla kalmıyor, yeni bir gerçeklik de yaratabiliyor. Bu sihirli kutunun anlattığı hikayelere, var ettiği karakterlere, betimlediği şiddete ve korkuya inanıyoruz.

Televizyonda tasvir edilen kurgusal şiddet acımasız dünya sendromuna, yani izleyicinin gerçek hayattan ve azalan suç oranlarından kopuk, hayali bir korku/paranoya dünyasında yaşamasına yol açıyor.

eweww

Acımasız dünya sendromu ile dünyayı tehlikeli bir yer olarak görmeye başlıyoruz. Korkuyoruz eve kapanıyoruz, eve kapandıkça daha çok izliyor daha çok korkuyor, sarmal döngüye giriyoruz. Buna inanmamızda en büyük etken televizyon oluyor. Yani televizyonun yarattığı paralel gerçeklik, insanların dünyayı tehlikeli ve kötücül bir yer olarak algılamalarına sebep oluyor.

Acımasız dünya sendromu, ABD’li iletişim bilim profesörü George Gerbner’in ortaya attığı “Cultivation Theory” (ekme teorisi) çıkarımlarından biri. Gerbner’e göre ‘’Korkak insanlar kolaylıkla bağımlı hale gelebilir ve ciddi kurallarla, sert kanunlarla kontrol edilebilir. Hatta güvensizliklerinden kurtulmak pahasına baskılanmayı da kabul eder. İşte bu şiddet yayan televizyonun yarattığı derin sıkıntımızın sebebi…’’

egrreg

Pennsylvania Üniversitesi’nde yürütülen ve Gerbner’in araştırmalarından ilham alan yeni bir çalışma, insanların suçla ilgili korkularının televizyonda sergilenen şiddet miktarı doğrultusunda azaldığını ya da çoğaldığını ortaya koyuyor. Televizyondaki şiddet bireyde iki davranışı doğurur. Bunların ilki şiddetin kanıksanması ve doğal kabul edilmesidir. Şiddet = Çözüm algısına kapılmaktır. Şiddeti olumlayan birey “herkesin bunu yaptığına ve sorunları çözmenin iyi bir yolu olduğuna” inanır ve şiddete yönelmekten geri durmaz.

1972 ve 2010 yılları arasında yayınlanan popüler televizyon programlarını kapsayan çalışmada Kojak, Hawaii Five-O, Hill Street Blues gibi dizilerin yanı sıra House MD ve Law&Order gibi Türk izleyicisinin tanıdığı diziler de var. FBI suç istatistiklerini ve kamuoyu anket verilerini kullanan çalışma, televizyonda saat başı gösterilen şiddet sahnelerinin çoğalmasıyla insanların karanlıkta yürümekten korkmalarının dahi paralel olabildiğini ispatlıyor.

Televizyonun kitle iletişim aracından çok, kitle uyuşturma aracı olarak kullanıldığını artık çok iyi bilsek de üzerimizdeki etkilerini bir bütün olarak kavramamız zaman alacak gibi görünüyor.

Özel İçerik: İlkim Kıl

İlkim Kıl

Haliç Üniversitesi - Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir