4 Adımda Baskıları Lehimize Çevirmek

Birçoğumuz türlü türlü baskılara maruz kalmışızdır . Belki aile baskısı belki arkadaş/çevre baskısı belki de kendi içimizde yaşadığımız psikolojik baskılar. Bu baskılara rağmen tekrar ayağa kalkıp başarılı olabilen kişi sayısı ne kadardır sizce? Baskılar her zaman bize karşı galip mi gelecek? Tüm bu baskılar bizi hayallerimizden vazgeçirebilecek kadar güçlü mü?

“Psikolojik Savaş” olarak adlandırdığım bu süreci kendi lehimize çevirebilirsek gerçekten güçlü ve olumsuzlukların üstesinden gelebilen bir karaktere sahibiz demektir. Yalnız baskılar altında kalıp gereken direnci gösteremezsek başta özgüven ve cesaret problemi olmak üzere birçok problemi içimizde barındırıyoruz demektir.

Yazımı Osho’nun bu değerli sözüyle desteklemek istiyorum: “Sen sadece kendin olmak için varsın. Rahatla! Ve sadece kendin ol. Bireyselliğine saygı duy ve kendi imzanı atacak cesarete sahip ol.”

Burada iş kendimizde bitiyor aslında. Sadece neler yapmamız gerektiğini bileceğiz. Bunlara bir göz atalım isterseniz.

1- Kulaklarımızı Olumsuz Görüşlere Kapatmak

olumsuz görüş ile ilgili görsel sonucu

Çevresel baskı dediğim olay tam olarak bu aslında. Şöyle ki; Akrabalarımız, komşularımız, diğer tanıdıklarımız vs. ister istemez üzerimizde baskı oluşturabilir. Sürekli kendi çocuğunun başarılarından, kazandığı üniversiteden bahseden bir akrabamızı düşünelim. Hele ki üniversiteye hazırlanan bir öğrenciyseniz bu sizin için gerçekten büyük bir baskı demektir. Çevrenizden duyduğunuz olumsuz görüşler, hissettiğiniz karamsar duygular sizi yıldırmamalı. İşte tam bu noktada kulaklarımıza dışarıdaki “olumsuz” sesleri değil de kendi içimizdeki “kararlı ve olumlu” sesleri duyurabilirsek baskılardan kurtulmuş oluruz. Siz kendinizi hedeflerinize odaklar ve tünelin ucundaki o ışığa doğru sağlam adımlarla yürürseniz emin olun sizi olumsuz yorumlarıyla baskıya sürüklemeye çalışan kişilere en büyük cevabınız BAŞARINIZ olacaktır.

2- Kendi Bildiğimiz Doğrudan Vazgeçmemek

doğru karar ile ilgili görsel sonucu

Yapabileceğiniz “değerli” şeyleri ister istemez değersiz göstermeye çalışan insanlar mutlaka olacaktır. Bu en başta ailemiz bile olabilir. Annemizin, “Mühendis olup ne yapacaksın ataması yok, en iyisi öğretmen ol” veya babamızın, “İstediğin meslekte fazla para yok. Bak doktorlara öyle mi?” gibi, amacı iyimserlik fakat özünde akıl karıştırıcı ve hedef çarpıtıcı düşünceler baskı altında kalmamıza neden olabilecek en bariz örneklerdendir. “Başarı için kendi kararlılığın, diğer her şeyden daha önemlidir.” diyor Abraham Lincoln. Evet, bu tür baskıları ancak kendi verdiğimiz ve başaracağımızı düşündüğümüz kararlarla yok edebiliriz. Kendimizden emin olur ve kararlarımızın arkasında durursak başarı aslında o kadar da uzak değildir. Emin olun ki her kararsızlık bir sonraki planınız için büyük bir sıkıntı oluşturur.

3- Gerektiğinde “HAYIR” Diyebilmek

you should say no ile ilgili görsel sonucu

Sizin için duygusallık mı ön plandadır yoksa gerçekçi olmak mı? Bana sorarsanız gerçekçi olmak en iyi seçim olacaktır. Neden mi? Sizi en kritik zamanlarda kendi ortamlarına çekmek isteyen, işinizden alıkoymaya çalışan  arkadaşlarınız olabilir ki olmuştur mutlaka. “Ya şimdi ders çalışmak olur mu? Sen zaten yaparsın hem sınava daha 3 gün var.” diyen arkadaşınız sizin aklınızı çelebilir dolayısıyla da sizi baskısı altına alabilir. Bu ve bunun gibi daha birçok durumda  “HAYIR” diyebilirsek hem kendimizden ödün vermemiş oluruz hem de baskıları kolaylıkla atlatabiliriz. Gerçekçi olmak bunu gerektirir aslında. Olaylara duygusal yaklaşıp da, sakın arkadaşlarımdan kopacağım, daha az arkadaşım olacak, yalnız kalacağım gibi düşüncelere kapılmayın. Emin olun gerçek arkadaşlarınızı bu şekilde bulacaksınız.

4- İşimizi Severek Yapmak

mutlu iş ortamı ile ilgili görsel sonucu

Aile baskısı, arkadaş baskısı, çevre baskısı derken bir başka baskı da kendi içimizdedir ki bence en tehlikeli baskı da budur. Zamanla strese dönüşebilen bu baskı sonucu insanlar yapacağı işten soğuyabilir, verim alamayabilir ve en kötüsü de o  işten kopma noktasına gelebilir. “Of! yarın yine kimya mı var, sıkıldım artık şu dersten.” diyen bir öğrenci için eğitim hayatında  kimya dersi hep sıkıntılı geçecek, ders esnasında zaman geçmek bilmeyecektir.

Pazartesi sendromunu hepimiz biliriz. Pazar günü öğleden sonra itibariyle diğer gün olan pazartesiyi kafamızda olumsuz şekillendirip olumsuz düşünürsek inanın haftanın başlangıcı bizim için hiç iyi olmayacaktır. Peki ne yapabiliriz de bu tür kendi içimizde oluşturduğumuz baskıyı yok edebiliriz. Cevabı çok basit: İşimizi severek yapmak.

Nasıl ki AVM’de alışveriş yaparken keyif alıyorsak, lunaparka gidip eğlencenin zirvesini yaşıyorsak sorumluluklarımızın da bilincine varmalı, aynı hazzı sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra da yaşamalıyız. Ne kadar korkularımızın üzerine gider, yapmak zorunda olduğumuz işi benimseyip sever ve yaparsak emin olun zamanla içimizde biriktirdiğimiz isteksizlik ve baskı yerini mutluluğa ve o işe daha çok bağlanmaya bırakacaktır.

Kararlarınızı kendiniz verdiğinizden emin olun ve tüm olumsuzlukların, tüm baskıların karşısında güçlü karakterinizle durun. Böylece her şey yolunu bulacaktır.

Aile, çevre, arkadaş  ve kendi içimizde yaşadığımız bu baskıları olumlu yönde lehimize döndürebileceğimiz bu 4 adımda, yazımın başında da belirttiğim  “Psikolojik Savaşı” kazanabileceksiniz. Baskıların strese, stresin de başarısızlığa dönüşmesini istemiyorsan bu 4 adım sana yeter.

Hayalleri ile randevusu olan genç, bu baskılara boyun büküp randevunu geciktirme derim 🙂

Özel içerik Yunus Emre Haşlak

 

Yunus Emre Haşlak

KTÜ. YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir