20’lik Üniversitelilerin En Büyük Sorunu: Gelecek Kaygısı

İnsanoğlu yaşamı boyunca düşünen ve sorgulayan bir varlık olmuştur. Bu düşünme ve sorgulama, kişinin yarını üzerine olduğunda ise stresle birlikte gelecek kaygısı durumunu ortaya çıkarmıştır. Gelecek kaygısını tetikleyen durumlar ise; geçim sıkıntısı, aile olgusu, sorumluluk alma, giderek artan rekabet, iş bulamama korkusu ve maalesef günümüzde olan göçmenlerin ve zulüm gören insanların hayatta kalma ve yer edinme mücadelesi gibi saymakla bitiremeyeceğimiz her bireyin kendi perspektifinde olan bir takım kaygılar ve çevresel faktörler diye sıralayabiliriz.

ext

Gel gelelim ülkemizin yirmili yaşlarındaki üniversitelilerin gelecek kaygısına. Maalesef her ilde üniversite açılması ve üniversitelerimizin (birkaçı hariç) enstitü çalışmaları ya da dünya sıralamasına oynamaları gerekirken öğrencilerinin ülkedeki iş gücüne katılım oranıyla değil de verdiği mezun sayılarıyla övünen bir kuluçka merkezi olması gerçekten çok üzücü. Bir kötü durum da gerçekten okumaya ve öğrenmeye olan açlığımızdan değil de emek verilen o yılların hatrına harcanmamak ve hayatımızı garanti altına almak için kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Artık birkaç yıl sonra eski el işçiliği gerektiren mesleklerin kaybolduğu gibi çeşitli bölümlerin mezunlarının ağzında: ‘’Ne iş olursa yaparım.’’ cümleleri yer alacak. :/

thinking-people

Tıp fakültesi ve polis meslek yüksek okulu haricinde, bitirir bitirmez iş sahibi olunan çok nadir bölümler var. Belki yıllar sonra bu bölümlerinde kontenjanı dolacak, bilemeyiz. Geri kalan diğer bölümlerde ise öğrencilerimizin kendilerini alanına yönelik donanım sahibi olacak şekilde geliştirmesi gerekiyor. Çünkü sınırlı iş piyasasında, çok iş gücünün yer alması ve acımasız rekabetin giderek artması, nepotizm ve adam kayırmacılığının göz ardı edilişi biz üniversite öğrencilerinin gelecek kaygısını giderek arttırmaktadır. Bir konuyu daha eleştirmek gerekirse eğer, geleceğini düşünmeyen ve ileriye yönelik bir atılım içerisinde olmayan bir üniversite öğrencisinin bu yazıyı okuyup kafasını karıştırmasına bile gerek yok derim. Biz öğrencilerin araştırması, eleştirmesi, ilgilenmesi, merak etmesi, yaratıcı ve atılgan olması gerekir. (Çünkü bu ülkeyi bir süre sonra tamamı ile biz devralacağız.) İşte o zaman gelecek kaygısını hafifletebiliriz. Yoksa mezun olmaya yakın kafada deli sorular ajansı kurulacak.

800px_COLOURBOX11048325

Eğer bu konuyla ilgili olumsuz örnek vermek gerekirse çoğu özel ve kamu kuruluşlarında kendi bölümü dışında bir meslekte yer alan binlerce insan mevcut. Ve maalesef çoğu kişi gelecek kaygısı dolayısıyla bu durumu zoraki kabullenmekte ve alışmaktadır. Ayrıca mezunların çok olmasıyla birlikte işe alımlar zorlaşmaktadır. Bu da bir menfaat yarışı içerisine girmeyi ve torpil arayışında bulunmayı tetikliyor. Kurumsal firmaların insan kaynakları mülakatlarda ne kadar “Doğal davranın!” dese de hayat ve irademiz dışındaki durumlar bize doğal davranmıyor.

banner01

 

Bu yazıyı okurken bile zaman geçmekte ve 21. yüzyıl olan bu teknoloji çağı zamanımızı çabucak götürmekte. 20’li yaşların sonlarına doğru iş ve ilişki bağı kurma yaşamının şekillendiği bu dönemlerimizin güzel geçmesini istiyorsak ilk olarak kimsenin baskısı altında kalmadan istediğimiz bölümü okumamız ve hayallerimiz için kendimizi geliştirmemiz gerek. Genç bireyler olarak geleceğimizi garanti altına almak ve refahımıza ve çevremize bir katkı sağlamak istiyorsak üretken ve meraklı olup çalışmalıyız.

Ha bu arada bu yazım bir yana Hawking babamızın ve birkaç önemli CEO’ların bahsettiği ‘’Yapay zeka’’ bence ileriki yıllarda çoğumuzu işimizden edecek gibi görünüyor. Sonuçta insanoğlunun ürünü değil mi? 🙂

Umarım bir günümüz daha güzel bir yarına çıkar. 🙂

 

Özgün İçerik: Oğuzhan Arslan

Oğuzhan Arslan

Tabula Rasa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir