‎Üniversite‬ Okuyan Öğrenciye Ölçme ‪Sınavı‬

ogrenci

[ad name=”HTML”]

YÖK’ün hukuk ve tıp fakültelerine taban puan uygulaması kararına “Mühendislik ve mimarlık fakültelerini de kapsasın” diyerek destek veren Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Sarıcaoğlu, “Üniversitede 3’üncü yılın sonunda öğrencinin kalitesini görmek için merkezi bir ölçme sınavı yapılsın” dedi.

Peki yapılan sınav nasıl bir sınav olacak. Sınav tüm öğrencilerini kapatacak mı İşte haberin detayı bizden ayrılmayınız

YÖK’ün hukuk ve tıp fakültelerine taban puan uygulaması kararına “Mühendislik ve mimarlık fakültelerini de kapsasın” diyerek destek veren Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkanı Sarıcaoğlu, “Üniversitede 3’üncü yılın sonunda öğrencinin kalitesini görmek için merkezi bir ölçme sınavı yapılsın” dedi.

Gerek fiziksel konumları gerekse personeli ve uyguladıkları eğitim – öğretim sistemleri ile özel okullarımız, Türk milli eğitiminde bir dönüm noktası ve olumlu bir seçenek olarak kabul ediliyor.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın öğrencileri arasında 200 puanı aşan “uçurumlar” olduğu hukuk ve tıp fakülteleri için taban puan uygulaması olacağı açıklamalarına destek vakıf üniversitelerinden de geldi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve aynı zamanda Vakıf Üniversiteleri Birliği Başkam da olan Rifat Sarıcaoğlu, taban puan uygulamasının yaygınlaştırılarak, mimarlık ve mühendislik fakültelerini de kapsaması gerektiğini söyledi. Rifat Sarıcaoğlu ve Rektör Prof. Dr. M. Remzi Sanver’in taban puan ve üniversitelere öğrenci alınmasıyla ilgili yaptığı açıklamalar şöyle:

İNSANI İLGİLENDİREN HER ALAN: Taban puan uygulamasını biz vakıf üniversiteleri olarak da talep ediyoruz. Hatta bunun sadece tıp ve hukuk ile sınırlı kalmamasını istiyoruz. İnsan hayatmı etkileyecek tüm programlarda bir taban puan olması gerekiyor. Mühendislik ve mimarlık fakülteleri için de taban puan gelmeli. Bu bölümlerin mezunlarının gerek doktor gerek mühendis olarak yaptıkları her iş hayatımızı etkiliyor.

BİYOLOJİ YOK AMA TIP VAR: Tıp fakültesi açmak bu kadar kolay olmamalı. Bakıyorsunuz biyoloji bölümü bile yok ama tıp var. Belli kriterler yerine getirilmeli.

ÖĞRENCİNİN HAKKI VAR AMA:
Öğrencilerin üniversite seçme hakları var ama bizim öğrencimizi seçme hakkımız yok. Üniversiteler de kendi öğrencilerini seçebilmeli

MERKEZİ SINAV KALSIN: Üniversitelere giriş için puanların kullanılacağı merkezi sınavlar kalabilir. Ama üniversiteye girişte kriterlerden biri olarak kullanılabilir. Merkezi yerleş-tirme ise kaldırılmalı. Üniversiteler taban puanlarını belirleyerek, kendi kriterlerini koyarak, öğrencilerini kendileri alabilmeli.

TABAN PUANLARI BİZ BELİRLEYELİM: Programların taban puanlarını biz belirleriz. Kimse eğitiminin kalitesini düşürmek istemez. Bu uygulama kalitenin yukarı taşınmasını sağlar.

ÖLÇME SINAVI GELSİN: 500 puanlı öğrenci de 250 puanlı öğrenci de aynı bölümde okuyor. Bu öğrencilerin 3 yıllık süre sonunda ne durumda olduklarını bir ölçme sınavı yaparak görebiliriz. Bu smav da merkezi olarak yapılır ve böylece eğitimin kalitesi de ölçülmüş olur.

AKREDİTASY0N SİSTEMİ GELMELİ: Üniversite sayısı 180’e ulaştı. Bu üniversitelerin hepsi aynı kalitede eğitim vermiyor. Üniversitelerin sınıflandırılması yapılmak, bir akreditasyon kurumu olmak. Ancak bu kurum bağımsız olmak. Akreditasyonu YÖK yapmamak. Ayrıca uluslararası kurumlardan alman akreditasyonlar da geçerk sayılmak.

Özel okullarımız gençlerimizin 21’inci yüzyıl bilgi ve iletişim çağında başı-sonu belli olmayan bir bilgi denizinde kaybolmamaları için, dünyadaki eğitim-öğretim alanındaki tüm yenilikleri takip ederek onları hayata hazırlamak, ülkenin geleceğini şekillendirmek görevlerini üstleniyorlar.

Niteliğinden ödün vermeden ilerleyen okullarımız, kaliteli programlar ve yöntemlerle gençlerimizi hayata hazırlama noktasında önemli bir konuma ulaştı. Gençlerimiz için rahat, huzurlu ve onların performansını her noktada maksimum düzeyde tutacak sistemler geliştiren özel okullarımız, haklı bir mutluluğu toplumumuzla paylaşıyor.

Sınav bir ölçme–değerlendirme ve yerleştirme modelidir. Bazı sınav sistemleri öğrencinin bilgisini, bazıları da bu bilgiyi kullanacak yeteneklerini ölçüyor.

TEOG’da iki temel ilke

Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamındaki sınavlar bana göre iki temel ilke üzerine kurulu:
İlki gençlerimizin derslerde öğrendikleri kavram ve genellemeleri kullanarak bunları yorumlama, ilişkilendirme, analiz etme gibi zihin becerilerini yoklamak ve gençlerimizin yaşamda karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelebilmede aldıkları bilgi ve kazandıkları becerileri nasıl kullandıklarını gösterebilmek.

Diğer temel ilke ise, öğrencinin uzun bir süre içinde elde ettiği kazanımlarını, bilgi birikimini anlık bir performansa dayalı olarak değil de geniş bir zaman dilimi içinde birbirinden bağımsız olarak görebilmek ve değerlendirmek.

Her sınava hazırlık bir süreç ister. Bu süreç bir kompozisyon gibi giriş, gelişme, sonuç bölümlerinden oluşuyor ve her süreç bir sonrakinin hazırlayıcısı durumunda. Giriş bölümünde öğrencilerimize, anne – baba ve öğretmenleri tarafından genel bilgiler veriliyor.

Gelişme bölümünde bu bilgiler derinlemesine öğrenciye yüklenerek, gelişme bölümü de desteklenerek öğrenci sınava hazırlanmış hale getiriliyor. Bu iki bölüm her sınavda aynıdır ve değişmez.

Bana göre bir sınavın farklılığını (kalitesini) ortaya koyan ‘sonuç’ bölümüdür. Çünkü bundan önceki sınavlarda öğrencinin yıllarını vererek hazırlandığı sınav, birkaç saatle sınırlı süre içinde sınırlı soruya verdiği doğru yanıtlarla değerlendiriliyordu. Peki öğrencilerin başarısının, onlara vermek istediğimiz temel kazanımların ‘tek’ sınavla ölçülmesi doğru bir yaklaşım mıydı? Tabii ki hayır.

Öğrencinin sınavdaki başarısını etkileyen birçok faktör olduğunu düşünüyorum. Sınava gireceği gün, ona gösterilen olumlu davranışlardan tutun da öğrencinin o günkü motivasyonuna kadar birçok faktör…

Bugün TEOG kapsamında düzenlenen sınavla sonuç bölümü de öğrencinin lehine dönüştü. Öğrencilerin farklı zaman dilimlerindeki performanslarıyla onlar hakkında daha sağlıklı ve doğru verilere ulaşabiliyoruz. Daha adil ve doğru bir şekilde.

İşte özel okullarımızı farklı kılan böyle bir anlayışın sonucu. Özel okullarımız başarının bir bütün olduğuna inanıyor ve bu inançla üstüne düşen her görevi yerine getirmeye gayret ediyor. Öğrencinin başarısını süreç içinde ölçmek ve değerlendirmek özel okullarımızın vazgeçilmez kriterleri arasında. Her öğrenci başarılı, her insan değerlidir.

Bizler çocuklarımızı seviyoruz, geleceğimizi de düşünüyoruz. Gençlerimizin gelecekteki başarıları için her fedakârlığa katlandık, katlanacağız da. Tek arzumuz çocuklarımızın gelecekte ülkelerine ve insanlığa yararlı bireyler olarak yarınlarımıza sahip çıkmaları ve mutlu–başarılı olmaları.

Gelişen dünyamızda gençlerimizin iş ve söz sahibi olabilmeleri için sadece sınavlarla bilgilerinin ölçülmesi yeterli değil. Kültür, teknoloji ve sanat alanlarında da iyi yetişmiş, kavga etmeden haklarını soran ve sorgulayan bir gençlik olmaları yolunda özel okullarımız eğitim sektörü içerisinde bir dönüm noktası, önemli bir adım olarak kabul edilmiştir.

Tüm gençlerimize hayat boyu sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.

Kaynak: Ajanslar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir